9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı
4. Tema: Dilin Zenginliği – Kapsamlı Ders Notları ve Kazanım Rehberi
Kitaptaki Doğrudan Bilgiler (“Öğrenelim” ve “Fark Edelim”)
Öğrenelim (Sayfa 231)
- İnsan tarih boyunca duygu ve düşüncelerini ifade etmek için çeşitli edebî türler kullanır.
- Farklı toplumların edebiyat tarihlerine bakıldığı zaman insanın kendini ifade etmek için kullandığı ilk türün destan olduğu söylenebilir.
- Destanı masal, efsane, halk hikâyesi gibi türler takip eder. Bu türlerden sonra da roman ortaya çıkar.
- Roman, insanı veya çevresini inceleyen, onun serüvenlerini anlatan, duygu ve düşüncelerini çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türdür.
- Batı edebiyatında romanın 17. yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıktığı ve ilk roman örneğinin de Cervantes’in (Servantes) Don Kişot adlı romanı olduğu kabul edilir.
- Don Kişot’u Daniel Defoe’nun (Denyıl Düfo) Robenson Cruze (Rabınsın Kuruz) ve Jonathan Swift’in (Canıtın Sıvift) Gulliver’ın (Galıvır) Gezileri takip eder.
- Değişen dünya şartlarına bağlı olarak Osmanlı Devleti’nin Batı’ya yönelmesi sonucu 19. yüzyılın ikinci yarısında diğer edebî türlerde olduğu gibi romanda da ilk denemeler başlar.
- Türk edebiyatında Batılı tarzda romanlar yazılmadan önce Batı edebiyatından roman tercümeleri yapılır.
- Yusuf Kamil Paşa, Fransız yazar Fenelon’dan Telemaque (Telemak) adlı romanı tercüme ederek Türk edebiyatına ilk çeviri romanı kazandırır.
- Şemsettin Sami, ilk Türk romanı olarak kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazar.
- Namık Kemal’in yazmış olduğu İntibah Türk edebiyatının ilk edebî romanı, Cezmi ise ilk tarihî romanı kabul edilir.
- Nabizade Nazım; köy hayatını, köy insanını konu edinen gerçekçi bir roman örneği olan Karabibik’i yazar.
- Mehmet Rauf, Eylül adlı romanıyla Türk edebiyatındaki ilk psikolojik romanı yazar.
- Halit Ziya Uşaklıgil, Türk edebiyatında kent ve kültür romancılığının öncüsüdür. Batı tekniğine uygun ilk romanları Halit Ziya Uşaklıgil yazar.
Fark Edelim (Sayfa 234)
- Üslup, “Sanatçı, fikirlerini nasıl dile getiriyor?” sorusunun cevabıdır ve ortak dilin kişisel olarak kullanılmasıdır.
- Üslup, herkesin kullandığı genelleşmiş mevcut dil malzemesini kişisel ama özgün bir ifade hâline getirme çabasıdır.
- Yazarın kendine özgü tutumu ve söyleyiş biçimi onun üslubunu oluşturur.
- Her yazarın üslubu, onun dünya görüşünün, hayata bakış açısının, yaşama biçiminin dildeki yansımasıdır.
- Üslup, sanatçının içten gelen samimi duygularının tercümanıdır ve onun şahsiyetinin ifadesidir.
- Romanın yapı ve içerik unsurları üslubu belirlemede etkilidir.
Fark Edelim (Sayfa 244-245) – Anlatım Teknikleri
- Anlatım teknikleri, olay çevresinde gelişen metinlerde anlatılacak olayı ya da durumu okuyucuya ulaştıran bir vasıtadır.
- Nitelikli bir edebî metnin sağlam bir anlatım tekniğine ya da tekniklerine sahip olması gerekir.
- Anlatım tekniklerinin zengin ve bilinçli kullanımı bir anlatının estetik yönden değerini arttırır. Anlatılarda sanatçıların kullandığı başlıca anlatım teknikleri şunlardır:
- Anlatma Tekniği: Anlatıcı, anlatılacak olayı ya da durumu okuyucuya doğrudan aktarır. Bir anlatıda dikkat anlatıcı üzerinde yoğunlaşıyorsa o anlatıda anlatma ağırlıklı bir anlatım tekniği uygulanıyor demektir. Bu yöntemde anlatıcı, hikâyeyi sunuşuyla, sunuş sırasında yaptığı açıklama ve yorumlarıyla dikkati kendi üzerine çeker.
- Mektup Tekniği: Bu teknikte olay ve durumlara müdahale edilmeksizin karakterlerin duygu ve tepkileri mektup aracılığıyla okuyucuya sunulur. Anlatıda mektup, olayın can alıcı yerinde yazıldığı için olaya hareketlilik de katılır.
- Özetleme Tekniği: Bu teknikle olaylar ve kişiler bariz yön ve çizgileriyle tanıtılır, anlatılır. Sayfalar boyu sürecek, belki de okuyucuyu sıkacak, tanıtma çalışmaları birkaç satır veya paragrafla okuyucuya verilir.
- Geriye Dönüş Tekniği: Bu teknikte anlatıcı, olayı içinde bulunduğu şimdiki zamandan alıp karakterin geçmişine ya da olayın meydana geldiği zamana götürür.
- Diyalog Tekniği: Bu teknikte karakterler karşılıklı konuşturulur. Yazarlar yeri geldikçe diyalog tekniğini kullanarak metinlerini zenginleştirme yoluna gider. Diyalog tekniği olayların gelişiminde rol oynar, kahramanların psikososyal konumlarının açıklanmasına yarar. Bu teknik anlatıma doğallık izlenimi verir.
- İç Diyalog Tekniği: Bu teknikte, anlatıda yer alan karakter psikolojik durumuna göre kendi kendisiyle sanki karşısında birisi varmış gibi konuşur, tartışır. İç diyalog tekniğinin kullanıldığı bölümlere genellikle konuşma havası hâkimdir. Cümleler kişinin o anki psikolojik durumuna, telaş ve heyecanına, sevinç ve kederine göre şekillenir.
- İç Çözümleme Tekniği: Bu teknikte olayların akışı sırasında anlatıcı araya girer ve karakterin zihninden geçenleri, duygu ve düşüncelerini okura aktarır. Bu aktarmada anlatıcıya düşen görev, karakterin durumunu inandırıcı ölçüler içinde verebilmektir.
- İç Monolog Tekniği: Anlatılarda karakterlerin iç dünyasında şekillenen duygu ve düşünceleri dışa yansıtmak için kullanılan tekniğin adıdır. Bireyler günlük hayatlarında her zaman sesli konuşmaz, bazen iç dünyalarında, bu dünyanın kendine has konuşma tarzıyla iç konuşma yapar. İnsanın bu özelliğini dikkate alan sanatçılar iç monolog tekniğini kullanır.
- Bilinç Akışı Tekniği: Anlatıdaki karakter ya da karakterlerin zihninden geçenlerin okura doğrudan doğruya aktarılmasına yarayan bir tekniktir. Bu teknikle okura aktarılan duygu, düşünce ve hayallerde mantıksal bir bağ yoktur. Bütün düşünceler çağrışım ilkesine göre akar gider. Bu teknikle karakterlerin iç dünyası okura yansıtılır.
Fark Edelim (Sayfa 246) – Anlatım İlkeleri
- Yazılı metinlerde duygu ve düşünceler doğru ve etkili bir şekilde anlatılmalıdır. Bunun için de anlatım özelliklerine dikkat edilmesi gerekir.
- Anlatım ilkelerinden açıklık, sanatçının anlatımında anlatmak istediği duygu ve düşünceleri tartışmaya yol açmayacak şekilde okura iletmesidir. Açık bir anlatımda okur, okuduğu metinden bir anlam çıkarır.
- Yalınlık, anlatımın süsten ve gösterişten uzak olmasıdır.
- Duruluk, anlatımda gereksiz sözcük ve ifadelerin bulunmamasıdır.
- Özgünlük, anlatımın benzerlerinden farklı olmasıdır.
- Akıcılık, anlatımın hiçbir engele takılmadan akmasıdır.
- Doğallık, anlatımın yapmacıktan uzak, içten bir söyleyişe sahip olmasıdır.
- Tutarlılık, anlatımın içeriğini oluşturan duygu ve düşüncelerin birbiriyle çelişmemesidir.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 4. Tema Ders Notları: Metin Türleri ve Kavramlar
Bu ders notu, “Dilin Zenginliği” teması kapsamında ders kitabınızda metinler üzerinden sezdirilmeye çalışılan Eleştiri, Otobiyografi, Biyografi, Belgesel türleri ile Edebî Dil ve Sosyal Medya Dili karşılaştırmalarını ve Roman İnceleme Yöntemlerini eksiksiz bir şekilde kavramanız için hazırlanmıştır.
BÖLÜM 1: ELEŞTİRİ (TENKİT) TÜRÜ VE ÖZELLİKLERİ
Edebiyat, resim, müzik, tiyatro gibi sanat eserlerinin veya düşünce yazılarının zayıf ve güçlü yönlerini, olumlu ve olumsuz özelliklerini belirli kıstaslara göre inceleyen, eserin gerçek değerini ortaya koymayı amaçlayan metin türüne eleştiri denir.
Eleştirinin Tarihsel Gelişimi ve İsimleri
Eleştiri türü, edebiyatımızın farklı dönemlerinde farklı isimlerle anılmış ve farklı biçimlerde uygulanmıştır.
- Divan Edebiyatı: Klasik Türk edebiyatında kişilerin, toplumun veya dönemin aksak yönlerinin eleştirildiği şiirlere hicviye adı verilir. Nef’i bu türün en büyük ustasıdır.
- Halk Edebiyatı: Âşık tarzı halk edebiyatında eleştiri konulu şiirlere taşlama adı verilmiştir. Seyrânî, taşlamalarıyla ünlüdür.
- Modern Edebiyat: Günümüz edebiyatında şiir formundaki eleştirilere yergi adı da verilmektedir.
- Dünya ve Tanzimat Edebiyatı: Eleştiri türü Batı edebiyatında kritik, Türk edebiyatında ise geleneksel olarak tenkit adıyla bilinir. Eseri eleştiren kişiye ise eleştirmen veya münekkit adı verilir.
Eleştiri Türünün Temel Özellikleri
Öğrencilerin sınavlarda en çok dikkat etmesi gereken husus, eleştirinin sadece “kötülemek” olmadığıdır. İyi bir eleştiri metninin özellikleri şunlardır:
- 1. İki Yönlülük: Eleştiri, yazarın veya eserin hem başarılı (olumlu) hem de zayıf (olumsuz) yönlerini bir arada vermelidir. Sadece övgüden oluşan metinlere “güzelleme”, sadece yergiden oluşan metinlere ise “karalama” denir; bunlar bilimsel eleştiri sayılmaz.
- 2. Nesnellik ve Öznellik Dengesi: Bir eleştirmen, eseri değerlendirirken kendi kişisel zevklerini, beğenilerini ve hislerini metne katabilir; bu durum eleştirinin öznel boyutunu oluşturur. Ancak eleştirmen aynı zamanda bilimsel, somut verilere, eserin yapısına ve edebiyatın evrensel kurallarına da dayanmalıdır; bu da metnin nesnel boyutudur. İyi bir eleştiri, nesnel kanıtlara dayanan öznel bir yorumdur.
- 3. Kapsamlılık: Eleştirmen, incelediği metni sadece “konu” (ne anlattığı) açısından değil, aynı zamanda “üslup” (nasıl anlattığı) açısından da incelemelidir. Örneğin, Mehmet Kaplan, Füruzan’ın “Parasız Yatılı” adlı hikâyesini incelerken, konunun basmakalıp olabileceğini ancak yazarın anlatış tarzının (üslubunun) yeni ve etkileyici olduğunu vurgulayarak başarılı bir üslup eleştirisi yapmıştır.
- 4. Amacı: Eleştirinin temel amacı okura kılavuzluk etmek, yazarın eksiklerini görmesini sağlayarak sanatını geliştirmesine yardımcı olmak ve eserin anlaşılmasını kolaylaştırmaktır.
BÖLÜM 2: OTOBİYOGRAFİ (ÖZ YAŞAM ÖYKÜSÜ)
Kişinin kendi hayatını, yaşadıklarını, tecrübelerini, düşünce dünyasını ve gelişimini bizzat kendi ağzından anlattığı metin türüne otobiyografi denir.
Otobiyografinin Sınavda Çıkacak Ayırt Edici Özellikleri
- 1. Anlatıcı Bakış Açısı: Otobiyografiler kesinlikle birinci şahıs anlatımı ile yazılır (Ben dili). “Doğdum, yaşadım, gördüm” gibi yüklemler kullanılır.
- 2. Gerçeklik ve Samimiyet: Otobiyografiler kurmaca (hayal ürünü) metinler değildir. Tamamen gerçeği yansıtan kişisel hikâyelerdir. Tanınmış bir kişinin kendi öyküsünü ayrıntılarıyla ve tam bir gerçeklikle vermesi beklenir.
- 3. Zaman Akışı: Otobiyografilerde olaylar anlatılırken genellikle kronolojik bir sıra izlenir. Yazar, doğumundan, çocukluğundan, eğitim hayatından başlayarak günümüze doğru bir zaman çizgisi takip eder.
- 4. Öznel Tutum: Yazar kendi hayatını anlattığı için olaylara kendi penceresinden bakar. Kendi iç dünyasını, o anki psikolojisini, korkularını ve sevinçlerini en iyi kendisi bildiği için metin yoğun bir öznellik taşır.
BÖLÜM 3: BİYOGRAFİ (YAŞAM ÖYKÜSÜ) VE BELGESEL
Biyografi, sanat, bilim, siyaset veya spor gibi alanlarda tanınmış, topluma mal olmuş önemli kişilerin hayatlarının, eserlerinin ve başarılarının başka bir yazar tarafından nesnel kurallara dayanılarak anlatıldığı metin türüdür.
Biyografi ve Otobiyografi Arasındaki Temel Farklar (Sınav Sorusu Potansiyeli Yüksek)
Öğrencilerin bu iki türü birbirinden kesin çizgilerle ayırması gerekir:
- Anlatıcı Farkı: Otobiyografi birinci tekil şahıs (ben) ağzından yazılırken, biyografi üçüncü tekil şahıs (o) ağzından yazılır.
- Bilgi Kaynağı: Otobiyografide yazarın kendi hafızası, anıları ve kişisel deneyimleri ön plandadır. Biyografide ise yazar, anlatacağı kişi hakkında belgeler, mektuplar, arşivler, şahitler ve tarihsel veriler üzerinden nesnel bir araştırma yapmak zorundadır.
- Öznellik/Nesnellik: Otobiyografi, yazarın kendi iç dünyasını yansıttığı için son derece özneldir. Biyografi ise bilimsel bir araştırmaya dayandığı için tarafsız ve nesnel olmak zorundadır.
Belgesel Türünün Özellikleri
Biyografik veya otobiyografik içeriklerin, tarihsel olayların veya bilimsel konuların yazılı metin formatından çıkarılarak görsel ve işitsel araçlarla (kamera, ses kaydı, arşiv görüntüleri) ekrana aktarıldığı türe belgesel denir. Tıpkı yazılı biyografilerde olduğu gibi belgesellerde de kanıtlara, belgelere ve gerçekliğe sadakat esastır. Örneğin, Âşık Veysel’in hayatının anlatıldığı bir video çalışması, biyografi türünün modern ve çok modlu (multimodal) bir uzantısıdır.
BÖLÜM 4: EDEBÎ DİL İLE SOSYAL MEDYA DİLİNİN (KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI) KARŞILAŞTIRILMASI
Modern çağda dil, sadece kitaplarda değil, ekranlarda da yaşamakta ve dönüşmektedir. Sait Faik’in “Bir insanı sevmekle başlar her şey” sözünden ilhamla; her şeyin Türkçeyi sevmekle başlayacağı, insanın ana dilini ve onun güzelliklerini sevmesinin milli benliğin oluşmasında çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Günümüzde bu sevgi ve bilincin sınandığı en büyük mecra kitle iletişim araçlarıdır.
Kitle İletişim Araçlarının ve Sosyal Medyanın Dil Üzerindeki Etkisi
Kitle iletişim araçları (televizyon, internet, sosyal medya platformları) günümüzde sosyal iletişimin en yaygın aktörüdür. Ancak bu alan, dilin yapısını ciddi şekilde tehdit edebilmektedir:
- Otantik Yapının Bozulması: Sosyal medya ve kitle iletişim araçları, dili genellikle bir “eğlence işlevi” olarak kullanır. Bu durum, dilin tarihsel ve kültürel derinliğini, yani otantik dil özelliklerini silen gizli bir kod üretir.
- Yanlış Kullanımın Yaygınlaşması: Kelimelerin yanlış yazımı, dil bilgisi kurallarının ihlali ve yabancı kelime istilası bu mecralarda hızla yayılarak kitleleri etkisi altına alır.
- Bireyin Edilgenleşmesi: Sürekli ekran karşısında olan ve görsel kurgularla donatılmış bir matriksin içinde yaşayan birey, zamanla pasifleşir (edilgenleşir). İletişim araçlarının kullandığı bozuk dili sorgulamadan, farkında bile olmadan benimsemeye başlar.
- Sorumluluğun Devri: Birey, kendi ana dilini koruma ve doğru kullanma sorumluluğunu, referans olarak kabul ettiği sosyal medya fenomenlerine veya televizyon programlarına devrederek dil bilincini kaybeder. Toplum içerisinde dil homojen (tekdüze) bir yapı arz etmediği için, bu çeşitlenme kontrolsüz bir yozlaşmaya dönüşebilir.
Edebî Dilin Özellikleri (Sosyal Medya Diline Karşı)
Edebî dil ise sosyal medyanın yüzeyselliğine karşı dilin en üstün ve estetik formudur.
- Kelimeler genellikle yan ve mecaz anlamlarıyla kullanılarak derinlik kazanır.
- Kurallara, yazım ve noktalamaya sıkı sıkıya bağlıdır.
- Duygu ve düşünceleri en ince ayrıntısına kadar yansıtacak çağrışım zenginliğine sahiptir.
- Geçici heveslere değil, kalıcı estetik değerlere dayanır.
BÖLÜM 5: ROMAN İNCELEME (TAHLİL) YÖNTEMLERİ VE KAVRAMLAR
Bir romanı veya hikâyeyi eleştirel bir gözle okurken (örneğin Monte Cristo Kontu veya Gönül Hanım romanlarında olduğu gibi), metni rastgele değil, belirli yapı unsurlarına göre incelemek gerekir. Sınavlarda karşınıza çıkacak temel kavramlar şunlardır:
1. Yapı Unsurları
- Olay Örgüsü (Vaka): Romandaki eylemlerin, çatışmaların ve durumların neden-sonuç ilişkisi içinde birbirine bağlanmasıdır.
- Mekân (Yer): Olayların geçtiği fiziksel ve psikolojik çevredir. Edebiyatta mekân sadece bir “dekor” değildir. Karakterlerin ruh hâlini yansıtır. Örneğin, Monte Cristo Kontu romanında kahraman Edmond Dantès’in If Şatosu (zindan) ile olan ilişkisi, mekân ile karakterin duygusal bağının onun yaşam serüvenine nasıl yön verdiğini gösterir.
- Zaman: Olayların başlangıcından bitişine kadar geçen süredir. Yazar, zamanı ileriye taşıyabileceği gibi, geriye dönüş teknikleriyle geçmişe de gidebilir.
- Kişiler (Karakter ve Tip): Romanda eylemleri gerçekleştiren varlıklardır. Psikolojik derinliği olan, değişen kişilere “karakter”; belli bir zümreyi veya değişmez bir özelliği temsil eden kişilere “tip” denir.
2. Tema ve Konu Ayrımı
Öğrencilerin en çok karıştırdığı iki kavram:
- Konu: Eserde ele alınan, sınırlandırılmış somut olay veya durumdur. (Örneğin: Esir düşen Türk subayı Tolun’un Sibirya’dan kaçışı ve Orhun Abideleri’ne yaptığı seyahat).
- Tema: Eserin bütününe hâkim olan, evrensel, soyut ve temel duygudur. (Örneğin: Vatan sevgisi, özgürlük tutkusu, Türklük bilinci, kıskançlık).
3. Anlatıcı ve Bakış Açısı
Romandaki olayları okuyucuya aktaran hayalî sese anlatıcı denir. Anlatıcının olaylara yaklaşım biçimi ise bakış açısını oluşturur.
- İlahî (Hâkim/Tanrısal) Bakış Açısı: Anlatıcı her şeyi bilir. Kahramanların zihninden geçenleri, geçmişini ve geleceğini okur gibi aktarır. (3. şahıs anlatımı). Bu bakış açısı okurun hikâyeyi daha geniş bir perspektiften yorumlamasına katkı sağlar.
- Kahraman Bakış Açısı: Anlatıcı, olayları bizzat yaşayan ana veya yardımcı karakterlerden biridir. (1. şahıs anlatımı – Ben).
- Gözlemci (Müşahit) Bakış Açısı: Anlatıcı bir kamera gibi sadece gördüklerini anlatır, kahramanların iç dünyasına giremez. (3. şahıs anlatımı).
BÖLÜM 6: ÜNİTEDE GEÇEN ÖNEMLİ ESERLER VE YAZARLAR BİLGİ BANKASI
Sınavda yazar-eser eşleştirmeleri veya içerik bilgisi sorulabileceğinden aşağıdaki bilgileri hafızanıza kazıyın:
- Reşat Nuri Güntekin – Çalıkuşu: Edebiyatımızın en önemli romanlarından biridir. Başkarakter Feride idealist bir öğretmendir. Yazar, toplumun Anadolu’daki eğitim durumunu, kadınların ayakta kalma mücadelesini sade ve akıcı bir dille anlatmıştır. Eser, mekân tasvirleri ve güçlü üslubuyla öne çıkar.
- Ahmet Hikmet Müftüoğlu – Gönül Hanım: Romanda Üsteğmen Mehmet Tolun, Ali Bahadır ve Gönül Hanım’ın Orta Asya’ya, Orhun Abideleri’ne yaptıkları yolculuk anlatılır. Yazarın amacı okurların dikkatini Türk tarihine, kültürüne ve Orhun Yazıtları’na çekmektir. Millî bilinci uyandırmayı hedefler.
- Füruzan – Parasız Yatılı: Bir anne ile kızının fakirlik ve yoksulluk içindeki hayat mücadelesini anlatır. Olaydan ziyade “durum/yaşantı” ağırlıklıdır. Mehmet Kaplan’ın eleştiri metninde incelendiği üzere, eşyalar (örneğin mavi muşamba) duyguları sembolize edecek şekilde ustalıkla kullanılmıştır.
- Âşık Veysel Şatıroğlu: Türk halk şiirinin 20. yüzyıldaki en büyük ustalarındandır. Sivas’ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde doğmuştur. Yedi yaşında çiçek hastalığından gözlerini kaybetmiştir. Babasının oyalanması için aldığı sazla hayata tutunmuştur. Şiirlerinde doğa, vatan sevgisi, tasavvuf, kardeşlik ve ölüm temalarını son derece içten, sade bir Türkçe ile işlemiştir.
- Mehmet Kaplan: Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en büyük edebiyat profesörlerinden ve eleştirmenlerinden biridir. “Şiir Tahlilleri” ve “Hikâye Tahlilleri” gibi eserleriyle akademik eleştirinin Türkiye’deki kurucularındandır. Eserleri bilimsel ve nesnel kriterlere göre titizlikle inceler.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 4. Tema: “Metinlerden Çıkarılacak Gizli Kazanımlar” Rehberi
Bu rehber, ders kitabınızdaki etkinlikleri yaparken sizden “kendi kendinize bulmanız” istenen edebî bilgilerin ve kuralların özetidir. Sınavlarda karşınıza çıkacak sorular, bu sayfalardaki metinleri birbiriyle nasıl kıyasladığınıza dayanacaktır.
1. BÖLÜM: TİYATRO VE ROMAN KARŞILAŞTIRMASI (Sayfa 248 – 257)
İncelenen Metin: Recep Bilginer’in Yunus Emre adlı tiyatro eseri.
Kıyaslanan Metin: Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu adlı romanı.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Yapı Unsurlarındaki Farklılık: Kitabın 255. sayfasında sizden Yunus Emre tiyatrosu ile Çalıkuşu romanını olay, yer, zaman, kişiler ve anlatıcı bakımından karşılaştırmanız istenir. Buradan çıkarmanız gereken en önemli kural şudur: Romanda olayları anlatan bir “anlatıcı” (1. veya 3. şahıs) varken, tiyatroda anlatıcı yoktur. Tiyatroda olaylar bizzat kişilerin diyalogları (karşılıklı konuşmaları) üzerinden okura/izleyiciye aktarılır.
- Üslup Farklılığı: Romanlarda betimlemeler (tasvirler), iç monologlar ve uzun çevre anlatımları üslubu belirlerken; tiyatroda üslup tamamen kahramanların konuşma tarzlarına, jest ve mimiklerini belirten yay ayraç içindeki ifadelere (örneğin; Genç, sırtında heybesi yorgun girer.) dayanır.
- Türlerin Dönüşebilirliği: 256. sayfada Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu eserini aslında önce İstanbul Kızı adıyla bir tiyatro (piyes) olarak yazdığı, ancak sahne dekoru imkânsızlıkları nedeniyle onu romana çevirdiği bilgisi verilir. Buradan öğrenmeniz gereken: Bir edebî konu veya tema, farklı yapısal teknikler kullanılarak başka bir edebî türe dönüştürülebilir.
2. BÖLÜM: ELEŞTİRİ (TENKİT) TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ (Sayfa 258 – 269)
İncelenen Metin: Mehmet Kaplan’ın, Füruzan’ın Parasız Yatılı hikâyesi üzerine yazdığı eleştiri yazısı.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Eleştirinin Amacı Nedir? 267. sayfada “bir eleştirmenin amacını ve görevini söyleyiniz” etkinliği vardır. Bulmanız gereken sonuç: Eleştirmenin görevi sadece eserin kusurlarını bulmak değil, eserin “basit bir vak’a” bile olsa “anlatış tarzı (üslubu) ile nasıl başarılı olduğunu” okura göstermek ve eserin değerini ortaya koymaktır.
- Öznel ve Nesnel Değerlendirme: 267. sayfada eleştirmene ait öznel ve nesnel ifadeleri bulmanız istenir. Eleştiri metinleri hem kanıtlanabilir yapısal incelemeler (nesnellik) hem de eleştirmenin kişisel beğenilerini (öznellik) barındıran metinlerdir.
- Edebî Metin ile Öğretici Metin Farkı: 268. sayfada Çalıkuşu (edebî metin) ile Parasız Yatılı eleştirisinin (öğretici metin) üsluplarını karşılaştırmanız istenir. Edebî metinler okurda estetik zevk uyandırmak için mecazlı ve sanatlı bir dil kullanırken; eleştiri gibi öğretici metinler bilgi vermek, açıklamak ve ispatlamak amacıyla daha açık, anlaşılır ve nesnel bir dil kullanır.
3. BÖLÜM: ÖĞRETİCİ METİNLERDE FARKLI ÜSLUPLAR (Sayfa 270 – 276)
İncelenen Metinler: Mehmet Kaplan’dan Çağdaş Türk Kültür ve Medeniyeti ile Nihat Sami Banarlı’dan Beyaz Lisan.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Her Yazarın Üslubu Kendine Hastır: Kitap, 275. sayfada her iki öğretici metni karşılaştırmanızı ister. Buradan çıkaracağınız ders: Öğretici metinlerin ortak amacı bilgi vermek olsa da, her araştırmacının veya eleştirmenin kelime seçimi, cümle kurgusu ve konuyu ele alış biçimi farklıdır; yani öğretici metinlerde de yazara özgü bir üslup vardır.
4. BÖLÜM: KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI VE SOSYAL MEDYA DİLİ (Sayfa 277 – 280)
Yapılan Etkinlik: Edebî dil ile sosyal medya dilini karşılaştıran bir sunum hazırlama.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Dilin Yozlaşması: Kitle iletişim araçları, dili bir eğlence aracı olarak kullanırken dilin doğal kurallarını (otantik yapısını) bozar.
- Bireyin Edilgenleşmesi: Ekran karşısındaki bireyler, iletişim araçlarının kullandığı bu bozuk ve sanal dili sorgulamadan, farkında bile olmadan benimser ve kendi dili üzerindeki sorumluluğunu kaybeder. Edebî dil ise bu yozlaşmaya karşı ana dilin kurallarını, zenginliğini ve derinliğini koruyan en güçlü kalkandır.
5. BÖLÜM: OTOBİYOGRAFİ VE BELGESEL İLİŞKİSİ (Sayfa 281 – 291)
İncelenen Metin: Âşık Veysel Belgeseli (Çok modlu metin/Görsel-İşitsel).
Kıyaslanan Metin: Yusuf Ziya Ortaç’ın Beni Ben Anlatayım adlı otobiyografik yazısı.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Otobiyografinin Özellikleri: 286. sayfadaki bilgi haritasını doldururken bulmanız gereken kurallar şunlardır:
- Yazar kendi yaşamını anlatır (1. tekil şahıs).
- Doğumdan başlanarak genellikle kronolojik (zaman akışına uygun) bir sıra izlenir.
- Öznel bir tutum sergilenir (kendi hislerini kendi aktarır).
- Belgesel ve Yazılı Metin Farkı: 291. sayfada Âşık Veysel belgeseli ile Yusuf Ziya Ortaç’ın metni sunuluş şekli açısından karşılaştırılır. İkisi de bir kişinin hayatını anlatsa da; belgesel görüntü, ses, müzik ve röportajlarla (çok modlu) desteklenirken, yazılı otobiyografi sadece kelimelerin gücüne ve yazarın betimleme yeteneğine dayanır.
6. BÖLÜM: OTOBİYOGRAFİ İLE BİYOGRAFİ ARASINDAKİ TEKNİK FARK (Sayfa 292 – 295)
Yapılan Etkinlik: Kendi hayatınızı anlatan bir otobiyografi paragrafı yazmak ve ardından bunu 3. kişi (o) anlatıcısıyla yeniden yazmak.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Kişi Değişiminin Türü Değiştirmesi: 294. sayfadaki “Anlatıcısı değişen ifadelerden hareketle biyografi ve otobiyografi arasındaki farklılıkları yazınız” etkinliğinin temel amacı size şunu ispatlamaktır: Bir metindeki “Ben 1980 yılında doğdum” (1. kişi anlatıcı) ifadesini “O, 1980 yılında doğdu” (3. kişi anlatıcı) şeklinde değiştirdiğiniz an, metnin türü Otobiyografiden çıkıp Biyografiye dönüşür. Biyografi nesnel bir araştırmayı ve 3. şahıs anlatımını gerektirir.
7. BÖLÜM: ROMAN TAHLİLİ (Sayfa 296 – 300)
İncelenen Metin: Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Gönül Hanım adlı romanı.
Öğrencinin Sezerek Bulması Gereken 100 Puanlık Bilgiler:
- Konu ve Tema Ayrımı: 298. sayfada romanın konusunu ve temasını ayrı ayrı bulmanız istenir. Orhun Abideleri’ne yapılan yolculuk ve orada yaşanan kazalar “Konu”dur; bu olayların hissettirdiği millî şuur, tarih bilinci veya kıskançlık duygusu ise “Tema”dır.
- Metnin Bölümlerini Tespit Etme: 299. sayfada okuduğunuz bölümün “serim, düğüm veya çözüm” bölümlerinden hangisine ait olduğunu gerekçelendirmeniz istenir. Olayların karmaşıklaştığı, kazaların yaşandığı ve merak unsurunun (Gönül Hanım’ı kim kurtaracak?) zirveye çıktığı bu bölüm “Düğüm” bölümüdür. Roman tahlillerinde olayların başlangıcı serim, çatışmaların yaşandığı yer düğüm, olayların bir sonuca bağlandığı yer ise çözümdür.