Şimdi Anı (Hatıra) ünitesini değerlendirip sonlandıracağımız 115. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, ünitenin kapanışını yaptığımız, öğrendiklerimizi pekiştirdiğimiz ve “Çıkış Kartı” ile kendimizi değerlendirdiğimiz bölümdür.


📌 Sayfa 115 Analizi: Anı Türünün Etkisi ve Ünite Sonu

1. SORU 2: Anıların Edebiyata Katkısı

Soru: Roman, hikâye gibi edebî metinlerde anılardan yararlanılması bu metinlere ne gibi özellikler katmaktadır? Düşüncelerinizi yazınız.

  • Cevap:
    • Gerçeklik ve İnandırıcılık: Okuyucu, anlatılanların yazarın başından geçtiğini veya tanık olduğunu bildiğinde metne daha fazla inanır ve bağlanır.
    • Samimiyet: Anılar genellikle içten bir dille yazıldığı için, kurgusal metinlere sıcak ve samimi bir hava katar.
    • Tarihsel Derinlik: Karakterlerin yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi atmosferini daha gerçekçi yansıtır.

2. FARK EDELİM (Bilgi Notu)

Sayfanın ortasındaki sarı kutucuk, Anı türünün diğer türlere nasıl kaynaklık ettiğini anlatıyor. Burası sınavda genel kültür veya edebiyat bilgisi olarak karşına çıkabilir 2.

  • Bilgi: Anı türü; eleştiri, biyografi, roman ve şiir gibi pek çok türe kaynaklık etmiştir.
  • Örnekler:
    • Ömer Seyfettin: Kaşağı ve İlk Namaz hikâyelerini kendi çocukluk anılarından yola çıkarak yazmıştır.
    • Orhan Kemal: Sağ İç adlı hikâyesinde anılarından yararlanmıştır.
    • Peyami Safa: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanı, yazarın kendi hastalığı ve hastane anılarına dayanır.

3. ÇIKIŞ KARTI (Değerlendirme)

Bu bölüm, “Nihayet Beklediğimiz Büyük Gün” (Halide Nusret Zorlutuna) adlı anı metninden hareketle doldurulacaktır.

Üç Yaz (3 Öğrendiğim Bilgi) 

  1. Anı türü, tarihi olayların (Kurtuluş Savaşı gibi) toplum üzerindeki duygusal etkisini belgelemek için önemli bir araçtır.
  2. Anılarda yazarın öznel (kişisel) bakış açısı ve duyguları ön plandadır.
  3. Anı yazarları, anlatımlarını güçlendirmek için şiir gibi farklı türlerden yararlanabilirler.

İki Sor (2 Merak Ettiğim Soru) 

  1. Yazar Halide Nusret, Refet Paşa ile görüştükten sonraki yıllarda tekrar karşılaşma fırsatı bulmuş mudur?
  2. Bu anıda anlatılan coşkulu atmosfer, o dönemde İstanbul’un her semtinde aynı şiddetle hissedilmiş midir?

Bir Paylaş (1 Görüşüm) 

  1. “Nihayet Beklediğimiz Büyük Gün” metni, bağımsızlığın ne kadar zor şartlarda kazanıldığını ve kıymetinin bilinmesi gerektiğini hatırlatan çok etkileyici bir belgedir.

Anı ünitesini (Okuma bölümünü) başarıyla tamamladık! Tarihe tanıklık ettik, gerçek hayat hikâyelerini inceledik.

Şimdi sırada millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy ve bağımsızlığımızın sembolü İstiklâl Marşı var. Şiir ünitesine giriş yapacağımız 116. sayfaya geçelim mi?

Şimdi edebiyatımızın zirvesine, milletimizin en gür sesi olan İstiklâl Marşı’na geliyoruz. Kitabının 116. sayfasını aç.

Bu sayfada, Mehmet Akif Ersoy’un Kahraman Ordumuza ithaf ettiği o muazzam 10 kıtalık şiirin tamamı yer alıyor. Hazırsan, saygı duruşunda bulunur gibi bu metni inceleyelim.


📌 Sayfa 116 Analizi: İstiklâl Marşı

1. METİN İNCELEMESİ: BİR MİLLETİN YEMİNİ

İstiklâl Marşı, sadece bir şiir değil; yok edilmek istenen bir milletin “Ben buradayım ve sonsuza kadar var olacağım!” diye haykırışıdır.

  • İthaf: Şair, şiirin başına “-Kahraman Ordumuza-” notunu düşmüştür. Bu marş, cephedeki askere moral vermek için yazılmıştır. 
  • Tema: Bağımsızlık (İstiklâl), Vatan Sevgisi, Hürriyet, İman ve Ümit.
  • Nazım Biçimi: Aruz ölçüsüyle yazılmış bir marştır (Ancak marş olarak bestelenirken prozodi hataları oluşmuştur).

2. ŞİİRİN BÖLÜM BÖLÜM ANALİZİ

Şiiri anlam bakımından gruplandırarak inceleyelim:

A. Hitap ve Bayrak (1. ve 2. Kıtalar)

  • “Korkma!”: Şiir, Hz. Muhammed’in Sevr mağarasında Hz. Ebubekir’e söylediği “Korkma, Allah bizimledir” sözüne bir atıftır (Telmih). Şair, millete ve orduya seslenerek “Bu şafaklarda yüzen al sancak sönmez” diyor. 
  • Aidiyet: Bayrağın (yıldızın) millete ait olduğunu ve ebediyen parlayacağını vurguluyor. 

B. Hürriyet ve İman Gücü (3. ve 4. Kıtalar)

  • Ezelî Hürriyet: Şair, “Ben ezelden beridir hür yaşadım” diyerek Türk milletinin karakterindeki bağımsızlık tutkusunu vurguluyor. “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?” dizesiyle işgalcilere meydan okuyor. 
  • Medeniyet Canavarı: Batı’nın teknolojisi ve silahları (“çelik zırhlı duvar”) olabilir ama bizim “iman dolu göğsümüz” gibi bir sınırımız (serhaddimiz) var. Batı emperyalizmini “tek dişi kalmış canavar”a benzetiyor. 

C. Vatan ve Şehitlik (5. ve 6. Kıtalar)

  • Gelecek Umudu: “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…” diyerek zaferin yakın olduğunu müjdeliyor. 
  • Toprak: Bastığımız yerin sıradan bir toprak olmadığını, altında binlerce kefensiz şehidin yattığını hatırlatıyor. “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” diyerek vatanın paha biçilemez olduğunu belirtiyor.

D. Dua ve Maneviyat (7., 8. ve 9. Kıtalar)

  • Fedakârlık: Vatan uğruna herkesin (canın, cananın) feda edilebileceğini ama vatandan ayrılmanın (cüda olmanın) en büyük acı olduğunu söylüyor. 
  • Ezan Sesi: Şairin Allah’tan tek isteği, mabetlerin (camilerin) göğsüne düşman elinin (nâ-mahrem) değmemesi ve şehadetleri dinin temeli olan ezanların ebediyen susmamasıdır. 

E. Zafer ve Ebediyet (10. Kıta)

  • Şanlı Hilâl: Şair, nazlı hilâle seslenerek “Artık dökülen kanlarımız helaldir, dalgalan!” diyor.
  • Son Karar: Bu milletin yok oluş (izmihlâl) yaşamayacağını, hürriyetin ve istiklâlin Hakk’a (Allah’a) tapan milletinin hakkı olduğunu haykırarak bitiriyor. 

3. MİNİ SÖZLÜK (İstiklâl Marşı Kelimeleri)

Mehmet Akif’in dili yoğundur, bu kelimeleri bilmek şiiri anlamanın anahtarıdır:

  • Afak: Ufuklar.
  • Serhad: Sınır boyu.
  • Garp: Batı.
  • Celâl: Kızgınlık, öfke, büyüklük (Bayrağın öfkeli duruşu).
  • İstiklâl: Bağımsızlık.
  • Cüda: Ayrı, uzak kalmış.
  • Cerîha: Yara.
  • Na’ş: Ceset, ölü beden.
  • Ruh-ı Mücerret: Soyut ruh, cisimden sıyrılmış ruh.
  • İzmihlâl: Yıkılma, yok olma, çöküş.
  • Nâ-mahrem: Yabancı, el (Düşman kastediliyor).

İstiklâl Marşı’nın 10 kıtasını da ruhumuzda hissettik. Bu marş, sadece bir şiir değil, bir milletin varoluş manifestosudur.

Şimdi bu marşın yazılma sürecini, Atatürk’ün yorumlarını ve şiirin derin analizini yapacağımız etkinliklerin olduğu 117. sayfaya geçelim.

Şimdi İstiklâl Marşı’nın perde arkasına, nasıl yazıldığına ve büyük önder Atatürk’ün marşımız hakkındaki düşüncelerine odaklanacağımız 117. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, şiirin ruhunu anlamak için en az şiirin kendisi kadar değerlidir. Hazırsan başlayalım.


📌 Sayfa 117 Analizi: Atatürk ve Mehmet Akif’in Gözünden İstiklâl Marşı

1. ATATÜRK’ÜN İSTİKLÂL MARŞI YORUMU (Soru 1)

Sayfanın başında Mustafa Kemal Atatürk’ün marşımızla ilgili çok önemli bir değerlendirmesi yer alıyor.

  • Atatürk Ne Diyor?
    • İstiklâl Marşı’nın sadece bir şiir değil, “inkılâbımızın (devrimimizin) ruhunu anlatan” bir belge olduğunu söylüyor.
    • En Sevdiği Mısralar: Atatürk, marşın içinde özellikle şu iki dizeyi çok beğendiğini ve asla unutulmamasını istediğini belirtiyor:
      “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
      Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.” 
    • Neden Bu Mısralar? Çünkü Atatürk’e göre Türk milleti tarih boyunca esaret (kölelik) görmemiş, hep hür yaşamış nadir milletlerden biridir. Bu dizeler, Türk’ün karakterindeki “özgürlük aşkını” en iyi ifade eden yerdir . “Türk’ün her şeyi tehlikeye girebilir ama hürriyeti asla!” diyor .
  • Soru 1-b (Senin Görevin): Atatürk’ün bu yorumundan hareketle seni en çok etkileyen dizeleri ve sebebini yazman isteniyor.
    • Örnek Cevap: “Benim en etkilendiğim dize ‘Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın’ dizesidir. Çünkü bu dize, vatan savunmasının sadece ordunun değil, her bir ferdin (‘Arkadaş’ hitabıyla) görevi olduğunu hissettiriyor.”

2. MEHMET AKİF ERSOY’UN YAZMA SÜRECİ (Soru 2)

İkinci metinde, şairimiz Mehmet Akif’in marşı hangi ruh haliyle yazdığını kendi ağzından okuyoruz.

  • Dönemin Şartları: Akif, marşı yazdığı günlerin çok zorlu olduğunu (Bursa’nın işgali, Sakarya Savaşı günleri) anlatıyor. Top yok, tüfek yok… .
  • İman Gücü: “O zamanı düşünün. İmanım olmasaydı yazabilir miydim?” diyor. Marşı yazdıran gücün yetenek değil, vatan sevgisi ve iman olduğunu vurguluyor.
  • Milletin Malı: Akif, “O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır” diyerek marşı Safahat (kendi şiir kitabı) adlı eserine bile almamıştır. Bu, onun alçakgönüllülüğünün zirvesidir .
  • O Meşhur Dua: Ve sözlerini o tarihi dua ile bitiriyor: “Allah bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın!”. (Çünkü bir daha yazılması için milletin tekrar işgal edilip o acıları yaşaması gerekir) .

3. MİNİ SÖZLÜK (Metinlerde Geçen Kelimeler)

Atatürk ve Akif’in kullandığı bazı eski kelimeler, metni anlamak için kritik öneme sahip:

  • İnkılâb: Devrim, köklü değişim.
  • Yâr ve Ağyâr: Dost ve düşman (Herkes).
  • Mahrem: Gizli, özel.
  • Ye’s: Umutsuzluk (“Asla ye’se düşmedik”).
  • Fecayi: Facialar, çok acı olaylar.
  • Halâs: Kurtuluş.

Bu sayfa ile İstiklâl Marşı’nın “neden” ve “nasıl” yazıldığını iliklerimize kadar hissettik. O, masa başında yazılmış bir şiir değil, cephede kanla yazılmış bir destandır.

Şimdi bu destanın dizelerini tek tek analiz edeceğimiz ve anlamlarını paragraflarla eşleştireceğimiz 118. sayfaya geçelim.

Şimdi 118. sayfayı, en başındaki soruyla başlayarak ve devamındaki derin analiz etkinliğiyle birleştirerek inceliyoruz.


 Sayfa 118 Analizi: İstiklâl Marşı’nın Derinliği

1. HAZIRLIK VE ÇIKARIM (Soru 2-b)

Sayfanın girişindeki bu soru, bir önceki sayfada okuduğumuz Mehmet Akif’in anısına dayanıyor.

Soru: Bu metinden ve tarih bilgilerinizden hareketle İstiklâl Marşı’nın yazıldığı dönem hakkındaki çıkarımlarınızı yazınız. 

  • Cevap:
    • Maddi İmkânsızlık: Dönem, “Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz” sözüyle anlatıldığı gibi, askeri ve maddi kaynakların tükendiği bir yokluk dönemidir.
    • Manevi Güç: Maddi yokluğa rağmen, “İmanımız büyüktü” sözünden anlaşıldığı üzere, inancın ve maneviyatın zirve yaptığı bir dönemdir.
    • Ölüm Kalım Savaşı: Bursa’nın düşmesi, Sakarya Savaşı gibi olaylar, düşmanın çok yaklaştığını ve milletin var olma savaşı verdiğini gösterir.
    • Umut: En zor şartlarda bile “Asla ye’se (umutsuzluğa) düşmedik” ifadesi, döneme hâkim olan ruhun teslimiyet değil, direniş olduğunu kanıtlar.

2. ETKİNLİK: PARAGRAF VE DİZE EŞLEŞTİRME (Soru 3)

Bu etkinlikte, İstiklâl Marşı’nın anlam dünyasını düzyazı (paragraf) olarak okuyoruz. Bizden, bu paragrafların anlattığı duyguyu karşılayan dizeleri bulmamız isteniyor.

Gel, paragrafları analiz edip uygun dizeleri altına yazalım:

1. Paragraf: Mücadele ve Kararlılık

  • Metin Özeti: Herkes Türk milletini boğmak, tarihten silmek isterken; milletin canını dişine takarak hayat hakkı kazanma mücadelesi vermesi anlatılıyor.
  • Eşleşen Dizeler:
    “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”
    (Ya da: “Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar…”)

2. Paragraf: Bedel ve Fedakârlık

  • Metin Özeti: Bu mücadelenin bir “abide” olduğu, temelinin kahramanlık, bedelinin ise dökülen kanlar ve masumların feryadı (feveranı) olduğu anlatılıyor.
  • Eşleşen Dizeler:
    “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!”
    (Ya da: “Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…”)

3. Paragraf: Bayrak ve Vatanın Acısı

  • Metin Özeti: İşgal sırasında yırtılan bayrakların figanı, düşman çizmesi altındaki vatan toprağının feryadı ve Türk insanının acıları anlatılıyor .
  • Eşleşen Dizeler:
    “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
    Kahraman ırkıma bir gül… Ne bu şiddet, bu celâl?”
    (Ya da: “Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli: / Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli”)

4. Paragraf: Meydan Okuma

  • Metin Özeti: Türk ordusunun kahramanlığı, anaların desteği ve milletin bütün dünyaya meydan okuyuşu vurgulanıyor .
  • Eşleşen Dizeler:
    “Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner aşarım;
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.”

3. MİNİ SÖZLÜK (Metindeki Zor Kelimeler)

Paragrafları tam anlamak için bu kelimeleri bilmek şart:

  • Abide: Anıt.
  • Kitabe: Anıt yazısı.
  • Feveran: Birdenbire öfkelenme, parlama, feryat etme (Burada acı haykırış).
  • Figan: Bağırarak ağlama, inleme.
  • Cefakâr: Eziyet çeken, sıkıntıya katlanan (Türk anası).
  • Azmetmek: Kesin karar vermek, niyet etmek.

  1. sayfayı, İstiklâl Marşı’nın hangi duygularla yazıldığını hem tarihi gerçeklerle (2-b sorusu) hem de metin analiziyle (eşleştirme) pekiştirerek tamamladık.

Şimdi şiirin diğer bölümlerinin analizine devam edeceğimiz 119. sayfaya geçelim.

Bu sayfada, İstiklâl Marşı’nın derin anlamlarını içeren paragrafların son kısmı ve 4. Sorunun ilk iki bölümü (1. ve 2. Kıtalar) yer alıyor.


Sayfa 119 Analizi: Hitap ve İstekler (Bölüm 1)

1. METİN ANALİZİ: MİLLÎ MÜCADELE RUHU (Sayfanın Üst Kısmı)

Sayfanın en üstünde, önceki sayfadan devam eden bir metin var. Burası İstiklâl Marşı’nın ruhunu özetliyor. Buradan çıkarılacak ana fikirleri not edebilirsin:

  • Vatan ve Allah Sevgisi: Metin, Türk milletinin vatan toprağını kanıyla yoğurma duygusunun kaynağının Allah sevgisi olduğunu vurguluyor.
  • Sonsuzluk İnancı: Türk milletinin ebediyen devlet olarak yaşama inancı, marşın temel taşlarından biridir.
  • Tanım: Metin, İstiklâl Marşı’nı “Mehmetçiklerimizin kitabesidir” (anıt yazısıdır) diyerek tanımlıyor.

2. ETKİNLİK: ŞİİR ANALİZİ (Soru 4)

Soru bizden, verilen dizelerde şairin kime hitap ettiğini ve ondan ne istediğini bulmamızı istiyor. Sayfada sadece ilk iki kıta yer alıyor.

A. Bölüm (1. Kıta)

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.”

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair burada Türk Milletine ve Kahraman Türk Ordusuna seslenmektedir.
  • Şairin Hitap Ettiği Kişilerden İstedikleri / Mesajı Nedir?
    • Ümitli Olmaları: Şair, “Korkma!” diyerek milletin yeise (ümitsizliğe) düşmemesini istiyor.
    • İnanç: Yurdun üstünde tüten en son ocak (tek bir aile/ev) kalana kadar bayrağın inmeyeceğini, bağımsızlığın kaybedilmeyeceğini bilmelerini istiyor. Bayrağın ve bağımsızlığın millete ait olduğunu ve kimsenin onu alamayacağını vurguluyor.

B. Bölüm (2. Kıta)

“Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl.

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.”

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair burada Türk Bayrağına (Hilâl’e) seslenmektedir. Bayrağı kişileştirmiş (Teşhis sanatı), ona bir sevgili/insan gibi hitap etmiştir.
  • Şairin Hitap Ettiği Kişilerden İstedikleri / Mesajı Nedir?
    • Gülümsemesi: Bayrağın kaşlarını çatmamasını, öfkesini ve kırgınlığını bırakıp kahraman milletine gülmesini istiyor.
    • Şart: Eğer bayrak millete küserse veya hür dalgalanmazsa, uğruna dökülen şehit kanlarının helal olmayacağını söylüyor. Bağımsızlığın, Allah’a inanan bu milletin en doğal hakkı olduğunu hatırlatıyor.

3. MİNİ SÖZLÜK (Sayfadaki Kelimeler)

Bu sayfadaki metinleri tam anlamak için şu kelimeler kritik:

  • Veciz: Kısa ve öz anlatım (“En veciz ifadesi”).
  • Kitabe: Anıt yazısı, taş üzerine yazılan yazı.
  • Ocak: Ev, aile (“En son ocak”).
  • Celâl: Kızgınlık, öfke, büyüklük (Bayrağın öfkeli duruşu).
  • Hilâl: Ayça, yeni ay (Bayrağımızı temsil eder).

  1. sayfayı, görseldeki içeriğe sadık kalarak tamamladık. Marşın ilk iki kıtasındaki “Korkma” uyarısını ve bayrağa “Çatma” yakarışını analiz ettik.

Şimdi İstiklâl Marşı’nın diğer kıtalarının analizine devam edeceğimiz 120. sayfaya geçelim.

İstiklâl Marşı’nın coşkusunun zirveye çıktığı, duaların ve yeminlerin edildiği 120. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, 4. sorunun devamı niteliğindedir ve marşın en can alıcı kıtalarını (5, 6, 8 ve 10. kıtalar) analiz etmemizi ister.


Sayfa 120 Analizi: İstiklâl Marşı’nda Hitap ve İstekler (Devam)

1. ETKİNLİK: ŞİİR ANALİZİ (Soru 4 – Devam)

Mehmet Akif Ersoy, marşın bu bölümlerinde askerimize, gençliğimize, Allah’a ve bayrağımıza seslenmeye devam ediyor. Hadi satır satır inceleyelim:

C. Bölüm (5. Kıta)

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.” 

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair, Türk Askerine (Mehmetçik) samimi bir ifadeyle “Arkadaş!” diyerek seslenmektedir.
  • İstek ve Mesaj Nedir?
    • Direniş: Düşmanın (“alçakların”) yurda girmesine izin verilmemesi, gövdenin siper edilerek bu saldırının durdurulması isteniyor.
    • Müjde: Allah’ın (Hakk’ın) vadettiği zafer günlerinin çok yakın olduğu müjdelenerek askere moral ve ümit veriliyor.

D. Bölüm (6. Kıta)

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” 

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair burada Türk Gençliğine ve Vatan Evlatlarına seslenmektedir.
  • İstek ve Mesaj Nedir?
    • Tarih Bilinci: Vatan toprağının alelade bir toprak parçası olmadığının, her karışında şehit kanı bulunduğunun bilinmesi isteniyor.
    • Vefa: Atalarının şehit olduğu hatırlatılarak, vatanı satmamanın veya terk etmemenin bir “vefa borcu” olduğu vurgulanıyor. Vatanın maddi hiçbir değerle (dünyalarla) değişilemeyeceği belirtiliyor.

E. Bölüm (8. Kıta)

“Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.” 

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair burada doğrudan Yüce Allah’a (İlâhî) hitap etmekte, dua etmektedir.
  • İstek ve Mesaj Nedir?
    • Kutsalların Korunması: Camilere ve kutsal değerlere (mabedime) düşman elinin (nâmahrem) değmemesi isteniyor.
    • Bağımsızlık Simgesi: İslam’ın ve bağımsızlığın sembolü olan ezanların, yurdun üzerinde sonsuza kadar (ebedî) yankılanması dileniyor.

F. Bölüm (10. Kıta – Final)

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyyet;

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl!” 

  • Şair Kime Hitap Ediyor?
    • Şair finalde tekrar Türk Bayrağına (Şanlı Hilâl) ve tüm dünyaya seslenmektedir.
  • İstek ve Mesaj Nedir?
    • Helalleşme: Artık kırgınlığın bittiği, bayrağın özgürce dalgalanması gerektiği, böylece dökülen kanların helal olacağı söyleniyor.
    • Hüküm: Türk milletinin ve bayrağının asla yok olmayacağı (izmihlâl) haykırılıyor.
    • Hakikat: Hürriyetin bayrağın hakkı, bağımsızlığın (istiklâl) ise Allah’a inanan milletin hakkı olduğu vurgulanıyor.

2. ETKİNLİK: TEMA (Soru 5)

Sayfanın en altındaki soru, bu destanın özetidir.

  • Soru: İstiklâl Marşı’nın temasını yazınız.
  • Cevap: Türk Milletinin Bağımsızlık (İstiklâl) Aşkı ve Hürriyet Mücadelesi.
    • Ek olarak: Vatan sevgisi, ümit, iman ve kahramanlık.

3. MİNİ SÖZLÜK (Kelimeleri Cebimize Atalım)

Bu kıtalardaki kelimeler, şiirin ruhunu taşır:

  • Hayâsızca: Utanmazca, arlanmazca.
  • Mabet: İbadet edilen yer (Cami).
  • Nâmahrem: Yabancı, el (Düşman).
  • Şehadet: Tanıklık (Ezanın sözleri).
  • İzmihlâl: Yıkılma, çökme, yok oluş.
  • Hakk: Hem “Allah” hem de “Adalet/Hak” anlamında kullanılmıştır (Tevriye sanatı).

  1. sayfayı tamamlayarak İstiklâl Marşı’nın analizini bitirdik.

Şimdi marşın tüm içeriğini (kıtaların konularını) bir şema üzerinde göreceğimiz ve tabloyu dolduracağımız 121. sayfaya geçelim.

İstiklâl Marşı’nın tüm analizini tek bir tabloda toparlayacağımız, şiirin röntgenini çeken 121. sayfaya geldik.

Bu sayfa, şiirin 10 kıtasını da anlam bakımından gruplandıran bir “İçerik Şeması” içeriyor. Şemadaki boşlukları, önceki sayfalarda yaptığımız analizlere dayanarak dolduracağız.

Hazırsan, şemayı tamamlayalım.


📌 Sayfa 121 Analizi: İstiklâl Marşı’nın İçerik Şeması

Kitabındaki şemada numaralandırılmış boşlukları şu şekilde doldurabilirsin:

1. Bölüm: HİTAP (Kime Sesleniyor?)

  • 1. Kıta (1. Boşluk): Kahraman Türk Ordusu ve Türk Milleti
    • Açıklama: “Korkma!” diyerek orduya ve millete sesleniyor.
  • 2. Kıta (2. Boşluk): Türk Bayrağı (Nazlı Hilâl)
    • Açıklama: “Çatma, kurban olayım çehreni” diyerek bayrağa sesleniyor.

2. Bölüm: TÜRK MİLLETİNİN ÖZELLİKLERİ

  • 3. Kıta (3. Boşluk): Özgürlük Tutkusu ve Esarete Başkaldırı
    • Açıklama: “Ben ezelden beridir hür yaşadım” diyerek bağımsızlık karakterini vurguluyor.
  • 4. Kıta: (Zaten verilmiş: Saldırgan Batı Karşısında İnançlı Türk Milleti)

3. Bölüm: TÜRK MİLLETİNİN GÖREVLERİ

  • 5. Kıta: (Zaten verilmiş: Vatan Savunması / Zafer Allah’tan)
  • 6. Kıta (6. Boşluk): Tarih Bilinci ve Şehitlere Vefa
    • Açıklama: “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı” diyerek vatanın alelade bir toprak olmadığını hatırlatıyor.

4. Bölüm: VATAN SEVGİSİNİN YANSIMALARI

  • 7. Kıta: (Zaten verilmiş: Şehitlerin Çokluğu)
  • 8. Kıta (8. Boşluk): Kutsal Değerlerin (Mabet ve Ezan) Korunması
    • Açıklama: “Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli” diyerek dini değerleri savunuyor.

5. Bölüm: ZAFER

  • 9. Kıta: (Zaten verilmiş: Zaferin Sevinci)
  • 10. Kıta (10. Boşluk): Hak Edilen Bağımsızlık (İstiklâl) ve Ebedi Hürriyet
    • Açıklama: “Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” diyerek son hükmü veriyor.

🎓 Hoca Notu (Özet):

Bu şema bize şunu gösteriyor: Mehmet Akif, şiirde rastgele bir duygu seliyle değil, çok düzenli bir planla ilerlemiş.

  1. Önce millete ve bayrağa seslenip onları sakinleştiriyor (Hitap).
  2. Sonra milletin gücünü ve düşmanın acizliğini anlatıyor (Özellikler).
  3. Ardından askere ve gençliğe görevlerini hatırlatıyor (Görevler).
  4. Daha sonra manevi değerler için dua ediyor (Kutsallar).
  5. Ve en sonunda zaferi ilan edip noktayı koyuyor (Zafer).

Şemayı tamamladık ve İstiklâl Marşı’nın “iskeletini” çıkardık.

Şimdi 15 Temmuz Destanı adlı güncel bir şiiri inceleyip İstiklâl Marşı ile karşılaştıracağımız 122. sayfaya geçelim.

Şimdi güncel tarihimizin önemli bir dönüm noktasını anlatan, Nurullah Genç’in kaleme aldığı “15 Temmuz Destanı” şiirine geçiyoruz. Kitabının 122. sayfasını aç.

Bu sayfada, az önce incelediğimiz “İstiklâl Marşı” ile bu yeni şiiri karşılaştırarak vatan sevgisinin zamanlar üstü bir duygu olduğunu göreceğiz.


📌 Sayfa 122 Analizi: Bir Milletin Dirilişi

1. METİN İNCELEMESİ: “15 TEMMUZ DESTANI”

Şiir, 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimine karşı milletin gösterdiği direnişi epik (destansı) bir dille anlatıyor.

  • Diriliş ve Şehadet: Şair, o gece sokağa çıkanları “Fetih burcunda dirilen yiğitler” olarak selamlıyor. Ölümün korkutucu değil, bir “diriliş” ve “şehadet” (Allah yolunda can verme) vesilesi olduğunu vurguluyor.
  • İman Gücü: Direnişin temelinde iman vardır. “Ya Allah nidasıyla”, “Tekbirlerle” ve “Salâ vakti” gibi ifadeler, mücadelenin manevi boyutunu gösterir.
  • Birlik: “İsyanımız bir bizim”, “Destanımız bir bizim”, “Fermanımız bir bizim” diyerek milletin o gece tek yürek olduğu vurgulanıyor.
  • Karanlığa Yürüyüş: Milletin korkusuzca tankların ve silahların (karanlığın kalbine) üzerine yürümesi, “demirden dağları yıkacak” bir güç olarak betimleniyor.

2. ETKİNLİK: İSTİKLÂL MARŞI İLE KARŞILAŞTIRMA

Soru bizden bu iki şiiri Vatan Sevgisi, Bağımsızlık ve Özgürlük temaları açısından karşılaştırmamızı istiyor.

Benzerlikler:

  1. Kutsal Vatan: Her iki şiirde de vatan, uğruna can verilecek (şehit olunacak) kutsal bir varlıktır. İstiklâl Marşı’nda “Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan”, bu şiirde “Şehîdler diyârında parlayan nûrdur vatan” denilmektedir.
  2. İman ve Cesaret: İki şiirde de milletin gücünü silahından değil, imanından (“göğsüm gibi serhaddim var” / “tekbirlerle çoğalıp”) aldığı vurgulanır.
  3. Bağımsızlık Tutkusu: İkisinde de millete zincir vurulamayacağı, zâlimlere ve işgalcilere boyun eğilmeyeceği haykırılır.

Farklılıklar:

  1. Düşman Tanımı: İstiklâl Marşı’nda düşman “dış güçler” (Garb’ın âfâkı, medeniyet canavarı) iken; 15 Temmuz Destanı’nda “içerideki hainler” (tiranlar, karanlık odaklar) hedef alınmıştır.
  2. Zaman: Biri Kurtuluş Savaşı’nın yokluk yıllarını, diğeri modern zamanlarda yaşanan bir ihaneti ve direnişi anlatır.

3. MİNİ SÖZLÜK (Şiirdeki Kelimeler)

Şiirdeki duyguyu tam hissetmek için bu kelimeler önemli:

  • Tiran: Acımasız, gaddar yönetici (Zalim).
  • Revân: Giden, yürüyen, akan (“Kan revandır”).
  • Burç: Kale duvarlarının yüksek çıkıntısı.
  • Salâ: Camilerde okunan, ölümü veya önemli bir olayı (burada direniş çağrısını) haber veren ezan benzeri sesleniş.
  • Mağrur: Gururlu.

  1. sayfayı tamamladık. Vatan savunmasının 1921’de de 2016’da da aynı ruhla yapıldığını gördük.

Şimdi şiir ünitesinin teorik bilgilerini pekiştireceğimiz, Necip Fazıl ve Şevket Rado gibi ustaların metinlerini inceleyeceğimiz 123. sayfaya geçelim.

Şimdi edebiyatın farklı yüzlerini (Şiir, Deneme ve Hikâye) bir arada göreceğimiz 123. sayfaya geçiyoruz. Bu sayfa, “Öğretici Metin” ile “Sanat Metni” arasındaki farkı anlamamız için hazırlanmış bir laboratuvar gibidir.

Hazırsan, bu üç farklı metni incelemeye başlayalım.


📌 Sayfa 123 Analizi: Farklı Metin Türleri

Bu sayfada 3 farklı metin parçası var. Her birinin amacı ve dili birbirinden farklı.

1. METİN İNCELEMESİ

I. METİN: “SAKARYA TÜRKÜSÜ” (Şiir)

  • Yazar: Necip Fazıl Kısakürek.
  • Tür: Şiir (Sanat Metni).
  • İçerik: Şair, Sakarya Nehri’ni kişileştirerek (Teşhis) Türk milletinin tarihsel yolculuğunu ve çektiği çileleri anlatıyor. “İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya” diyerek hayatı suya benzetiyor. “Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir” dizesiyle de iyilik ve kötülük çatışmasını simgeliyor .
  • Amaç: Okuyucuda coşku, heyecan ve estetik bir zevk uyandırmak. Bilgi vermek değil, hissettirmek esastır.

II. METİN: “TATLI DİLE DAİR” (Deneme/Sohbet)

  • Yazar: Şevket Rado.
  • Tür: Öğretici Metin (Deneme).
  • İçerik: Yazar, insan ilişkilerinde “tatlı dilin” önemini anlatıyor. Vitrin mankenlerinin güzel ama “soğuk” olduğunu, çünkü dilleri olmadığını söylüyor. İnsanı sıcak yapanın dil olduğunu vurguluyor. “Yılanı deliğinden çıkarır” atasözüyle tatlı dilin gücünü kanıtlıyor .
  • Amaç: Okuyucuya bilgi vermek, düşündürmek ve bir fikri (tatlı dilin önemi) aşılamak. Kelimeler genelde gerçek anlamındadır.

III. METİN: “KABAK ÇEKİRDEKÇİ” (Hikâye)

  • Yazar: Halide Edip Adıvar (Daha önce okuduğumuz metinden bir parça).
  • Tür: Hikâye (Sanat Metni).
  • İçerik: Fazlı Paşa Yokuşu’nda akşamın çöküşü ve o sessizliği yırtan “Kabak çekirdekçi!” sesi betimleniyor.
  • Amaç: Bir olayı veya durumu zihinde canlandırmak, sanatsal bir atmosfer yaratmak. “Akşamla siner”, “hüzün perdesi” gibi mecazlı ifadeler kullanılmış.

2. MİNİ SÖZLÜK (Metinlerdeki İfadeler)

Metinlerin derinliğini yakalamak için şu kelimelere dikkat:

  • Misal: Örnek, gibi (“Su misali” = Su gibi).
  • Kadir Olmak: Gücü yetmek, yapabilmek (“Neler yapmaya kadir olduğunu”).
  • Meyil: Eğim, yokuş (“Tatlı bir meyil ile”).
  • Rengîn: Renkli, süslü.
  • Sükûnet: Sessizlik, durgunluk.

Bu sayfa, edebiyatın farklı renklerini önümüze serdi.

  • Necip Fazıl ile hissettik,
  • Şevket Rado ile düşündük,
  • Halide Edip ile hayal ettik.

Şimdi bu üç metnin özelliklerini bir tabloda karşılaştıracağımız ve “Sanat Metni – Öğretici Metin” ayrımını netleştireceğimiz 124. sayfaya geçelim.

Edebiyatın teorik tarafını pratikle birleştireceğimiz 124. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, bir önceki sayfada okuduğumuz üç farklı metnin (Şiir, Deneme, Hikâye) özelliklerini karşılaştırarak “Sanat Metni” ile “Öğretici Metin” arasındaki farkı netleştirmemizi sağlıyor. Bu tablo, sınavlarda “Metin Türleri” sorularını çözmen için altın değerindedir.

Hazırsan, tabloyu birlikte dolduralım.


 Sayfa 124 Analizi: Metinlerin Karşılaştırılması ve Türler

1. ETKİNLİK: TABLO DOLDURMA

Aşağıdaki tabloda I. Metin (Şiir), II. Metin (Deneme/Öğretici) ve III. Metin (Hikâye) için uygun özellikleri işaretleyeceğiz.

Metin Türlerinin Karşılaştırmalı Özellikleri (Şiir, Deneme, Hikâye)

Metin türleri olan Şiir, Deneme ve Hikâye’nin öne çıkan temel özellikleri şunlardır:

1. Şiir (I)

  • Anlatım: Kelimeler çoğunlukla mecaz anlamlıdır.
  • Amaç: Okura hissettirir, sezdirir ve çağrıştırır.
  • Dil: Duyguların anlatımında yoğun olarak imge, sembol ve çağrışımlardan yararlanılmıştır.
  • Yapı: Kurmaca metindir.

2. Deneme (II)

  • Anlatım: Kelimeler gerçek anlamlıdır.
  • Amaç: Temel olarak bilgi vermek amaçlanmıştır.
  • Gerçeklik: Gerçeklik olduğu gibi aktarılmıştır.

3. Hikâye (III)

  • Anlatım: Kelimeler mecaz anlamlıdır.
  • Yapı: Metinde olay anlatılmıştır.
  • Amaç: Okura hissettirir, sezdirir ve çağrıştırır.
  • Dil: Duyguların anlatımında imge, sembol ve çağrışımlardan kısmen yararlanılmıştır.
  • Yapı: Kurmaca metindir.

Genel Not

  • Tabloda yer alan “Metin parçası sahnelenmek amacıyla yazılmıştır” özelliği, karşılaştırılan metin türlerinin (Şiir, Deneme, Hikâye) hiçbiri için geçerli değildir.

Not: “Metin parçası sahnelenmek amacıyla yazılmıştır” maddesi Tiyatro metinleri içindir, buradaki örneklerde tiyatro olmadığı için hiçbirini işaretlemiyoruz.


2. SORULAR (Kişisel Değerlendirme)

Soru 2: 1. ve 2. temada okuduğunuz, sizi en çok etkileyen öğretici metni (Deneme, Makale, Anı vb.) söyleyiniz.

  • Örnek Cevap: “Beni en çok Mustafa Kemal Atatürk’ün spora bakışını anlatan anı metni etkiledi. Çünkü Atatürk’ün sadece savaşı değil, gençlerin gelişimini de ne kadar düşündüğünü ve ‘zekâ ile gücü’ birleştirmeyi öğütlemesi çok vizyonerdi.”

Soru 3: 1. ve 2. temada okuduğunuz, sizi en çok etkileyen edebî metni (Hikâye, Şiir) söyleyiniz.

  • Örnek Cevap: “Beni en çok ‘Bir Kavak ve İnsanlar’ hikâyesi etkiledi. Doğanın sessiz çığlığını bir ağaç ve bir kuş üzerinden bu kadar güçlü anlatması, çevreye bakış açımı değiştirdi.”

3. FARK EDELİM: ÖĞRETİCİ METİN vs. EDEBÎ METİN

Sayfanın altındaki sarı kutucuk, edebiyatın en temel ayrımını yapıyor. Burayı mutlaka not etmelisin.

A. Öğretici Metinler (Bilgi Verenler)

  • Amaç: Bilgi vermek, öğretmek, düşündürmek.
  • Dil: Kelimeler genellikle gerçek anlamında kullanılır. Açık ve anlaşılırdır.
  • Türler: Makale, Deneme, Anı, Gezi Yazısı, Fıkra, Eleştiri. (II. Metin buna örnektir).

B. Edebî Metinler (Sanat Metinleri)

  • Amaç: Estetik zevk vermek, hissettirmek, çağrışım yaptırmak.
  • Yapı: Kurmacadır (Yazarın hayal dünyasında şekillenir).
  • Dil: İmge, sembol ve mecazlar kullanılır. Okuyan herkes farklı bir tat alabilir.
  • Türler:
    • Coşkuya Bağlı: Şiir (I. Metin).
    • Olay Çevresinde Gelişen:
      • Anlatmaya Bağlı: Roman, Hikâye (III. Metin), Masal.
      • Göstermeye Bağlı: Tiyatro.

  1. sayfayı tamamlayarak metin türleri arasındaki farkı netleştirdik. Artık bir metni okuduğunda “Bu bana bilgi mi veriyor yoksa sanat mı yapıyor?” sorusunu kolayca cevaplayabilirsin.

Edebiyat Atölyesi bölümüne, yani Konuşma (Sunum) becerilerini geliştireceğimiz 125. sayfaya geçelim.

Şimdi sahne sırası sende. Edebiyat sadece okumak ve yazmak değil, aynı zamanda etkili konuşmaktır. 125. sayfaya, yani Edebiyat Atölyesi: Konuşma (Sunum) bölümüne geçiyoruz.

Bu sayfa, topluluk önünde nasıl etkili konuşulacağını ve başarılı bir sunumun sırlarını anlatıyor. Üniversitede ve iş hayatında en çok ihtiyacın olacak becerilerden biri budur.

Hazırsan, mikrofonu eline alalım.


📌 Sayfa 125 Analizi: Etkili Sunum Teknikleri

1. KONUŞMA ÖNCESİ: SUNUM NEDİR?

Sayfanın girişinde “Sunu” (Sunum) kavramı tanımlanmış. Burayı not almalısın:

  • Tanım: Bir araştırma sonucunu, bir konuyu veya düşünceyi görsel malzemelerle destekleyerek topluluğa aktarmaya sunum denir.
  • Altın Kural: Sunumun başarılı olması, bilgilerin dinleyici kitlesine göre seçilip düzenlenmesine bağlıdır.

2. SORULAR VE ÇÖZÜMLERİ

Soru 1: Dinleyici Odaklı Olmak

Soru: Sunum, dinleyici odaklı bir şekilde hazırlanmalıdır. Sizce bunun gerekçesi nedir?

  • Cevap:
    • Anlaşılabilirlik: Dinleyicinin yaş grubunu, eğitim seviyesini ve ilgi alanlarını bilmezseniz, anlattıklarınız onlara ya çok basit ya da çok karmaşık gelir.
    • İlgi Çekmek: İnsanlar kendilerini ilgilendirmeyen konuları dinlemezler. Onların ihtiyaçlarına hitap etmek, ilgiyi canlı tutar.
    • Etkileşim: Dinleyiciyle bağ kurmak (göz teması, soru sorma) ancak onları tanımakla mümkündür.

Soru 2: Doğru Sunum Teknikleri (İşaretleme)

Aşağıdaki listede başarılı bir sunum için yapılması gerekenleri işaretleyelim. Yanlış olanları (tuzakları) ise boş bırakalım.

  • [X] Sunum için gerekli olan bilgiler önceden toplanmalıdır. 
  • [X] Sunumun belirlenen konusu, izleyiciler için ilgi çekici hâle getirilmelidir. 
  • [X] Sunum yapılacak hedef kitlenin özellikleri dikkate alınmalıdır. 
  • [X] Sunumda anlatılanlar izleyicilerin bilgi birikimlerini arttırmalıdır. 
  • [X] Sunumda izleyicilerin dikkatini çekecek örnekler ve açıklamalara yer verilmelidir. 
  • [X] Sunumda izleyicilerin ilgisi canlı tutulmalıdır. 
  • [ ] Sunum sırasında aktarılacak bilgiler bir kâğıttan okunmalıdır. (HAYIR! Bu en büyük hatadır. Konuşmacı kağıda değil, dinleyiciye bakmalıdır.) 
  • [ ] Sunumda aynı ses tonuyla konuşulmalıdır. (HAYIR! Tekdüze ses tonu [monotonluk] dinleyiciyi uyutur. Vurgu ve tonlama yapılmalıdır.) 
  • [X] Sunumda dikkat çekici görseller kullanılmalıdır. 
  • [X] Sunum, anlamlı ve akılda kalıcı cümlelerle bitirilmelidir. 
  • [ ] Sunumda ele alınan konu, yüzeysel olarak verilmelidir. (HAYIR! Konu derinlemesine ve doyurucu anlatılmalıdır.) 
  • [X] Sunum planlandıktan sonra konuşma provası yapılmalıdır. 

3. MİNİ SÖZLÜK (Sunum Terimleri)

  • Hedef Kitle: Sunumu dinleyecek olan topluluk (Öğrenciler, öğretmenler, müşteriler vb.).
  • Materyal: Sunumu destekleyen araçlar (Slayt, video, grafik, el broşürü).
  • Vücut Dili: Konuşurken yapılan jest (el-kol) ve mimik (yüz) hareketleri.
  • Prova: Sunum öncesi yapılan hazırlık çalışması.

  1. sayfayı tamamladık. Etkili sunumun “kağıttan okumak” değil, “dinleyiciyle konuşmak” olduğunu öğrendik.

Şimdi öğrendiğimiz bu teorik bilgileri pratiğe dökeceğimiz, “Karakterimin Yolculuğu” adlı performans görevini (sunum ödevini) planlayacağımız 126. sayfaya geçelim.

Şimdi teoriyi pratiğe dökme zamanı. Mikrofonu eline alıyorsun çünkü 126. sayfada çok yaratıcı bir Performans Görevi seni bekliyor.

Bu sayfa, ünitede okuduğumuz hikâyelerden birini seçip, oradaki bir karakteri “yeniden yaratmanı” ve sınıfa sunmanı istiyor. Hazırsan, yönetmen koltuğuna oturuyoruz.


📌 Sayfa 126 Analizi: Performans Görevi – Karakterimin Yolculuğu

1. GÖREVİN SENARYOSU

Kitap sana harika bir oyun kurgulamış:

  • Senaryo: Okuduğun bir hikâye sinemaya uyarlanacak. Yönetmen, hikâyedeki karakteri bir de “okurun gözünden” görmek istiyor.
  • Görevin: Seçtiğin karakteri sadece anlatmakla kalmayacak, onu yeniden kurgulayarak (kendi hayal gücünle zenginleştirerek) yönetmene (yani sınıfına ve öğretmenine) tanıtacaksın.

2. ADIM ADIM GÖREV REHBERİ

Bu ödevi başarıyla yapmak için izlemen gereken yol haritası şöyle:

1. Adım: Karakterini Seç 

Bu ünitede okuduğumuz hikâyelerden birini seçmelisin:

  • “Bir Kavak ve İnsanlar” (İhtiyar, Fabrikatör veya İbibik Kuşu)
  • “Herkesin Dostu” (Anton veya Anlatıcı)
  • “Kabak Çekirdekçi” (İsmail Hakkı Bey veya Yeğen)

2. Adım: Gerçek Hayatla Birleştir (Sentez Yap) 

İşin en yaratıcı kısmı burası. Seçtiğin karakterin özelliklerini (örneğin Anton’un yardımseverliğini), gerçek hayatta tanıdığın veya bildiğin bir kişinin özellikleriyle birleştirmen isteniyor.

  • Örnek: Anton’u seçtiysen ve mahallenizdeki yardımsever “Hüseyin Amca”yı tanıyorsan; Anton’un ruhunu Hüseyin Amca’nın görüntüsüyle birleştirip yepyeni bir karakter yaratacaksın.

3. Adım: Takım Çalışması ve Değerler 

Sınıfta seninle aynı karakteri seçen arkadaşlarınla bir takım olacaksın. Karakterinize millî ve manevi değerler (yardımlaşma, vatanseverlik, doğa sevgisi vb.) ekleyerek onu zenginleştireceksiniz.

4. Adım: Sunum Hazırlığı

Bu yeni karakteri tanıtan etkili bir sunum hazırlayacaksınız. Görseller, canlandırmalar veya kısa videolar kullanabilirsiniz.


3. İPUÇLARI VE STRATEJİLER

Bu performans görevi için sana özel taktikler:

  • Empati Yap: “Ben yönetmen olsam bu karakterde ne görmek isterdim?” diye düşün. Sıkıcı bir biyografi anlatma, karakterin ilginç özelliklerini (mesela Anton’un para almaması gibi) öne çıkar.
  • Görsellik Kullan: Eğer Anton’u anlatıyorsan, eski bir pardösü giyip sınıfa gelmek veya elinde bir tamir çantasıyla sunum yapmak harika bir etki yaratır.
  • Hikâyeleştir: Karakteri tanıtırken “Bu Anton’dur, şurada doğmuştur” demek yerine; “Bir gün köpeğim hastalanmıştı, birden karşıma o çıktı…” diye bir hikâye ile başla.

4. DEĞERLENDİRME SÜRECİ

Unutma, bu sunumun üç farklı şekilde değerlendirilecek:

  1. Öğretmen Değerlendirmesi: (Sayfanın altında formu var).
  2. Akran Değerlendirmesi: Arkadaşların seni puanlayacak.
  3. Öz Değerlendirme: Sen kendini eleştireceksin.

Bu sayfa ile ödevinin planını yaptık. Şimdi bu planı kâğıda dökeceğimiz, karakterin fiziksel ve ruhsal özelliklerini tabloya yazacağımız 127. ve 128. sayfalara geçelim mi?

Bu sayfa, hazırlayacağın sunumun “karne”sidir. Öğretmenin seni hangi kriterlere göre puanlayacağını buradan öğrenirsin. Eğer yüksek puan almak istiyorsan, bu maddedeki beklentileri tam olarak karşılamalısın.


Sayfa 127 Analizi: Sunum Değerlendirme Ölçütleri

Bu sayfada, yapacağın “Karakterimin Yolculuğu” sunumunun puanlama tablosu (rubrik) yer alıyor. Başarılı bir sunumun şifreleri burada gizli.

1. DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ (Puan Kazandıracak Taktikler)

Tablodaki maddeleri senin için “öğrenci diline” çevirip taktikler ekledim:

A. Planlama ve İçerik

  • Beklenti: Sunumun başı, ortası ve sonu belli olmalı.
  • Taktik: Konuşmana “Ben size Anton’u anlatacağım” diye başlama. Etkileyici bir soruyla veya hikâyeden bir alıntıyla giriş yap.

B. Düşünsel Süreçler (Kurgu Tutarlılığı)

  • Beklenti: Karakterini yeniden kurgularken fiziksel ve ruhsal özellikleri çelişmemeli.
  • Taktik: Eğer “Anton çok fakir ama gururlu” diyorsan, sunumun ilerleyen kısmında ondan “para istedi” diye bahsetmemelisin. Tutarlı ol.

C. Söz Varlığı (Dil Kullanımı)

  • Beklenti: Türkçeyi doğru kullanmak. Yabancı kelimelerden (okey, bye bye, thanks vb.) kaçınmak.
  • Taktik: Kelimeleri bağlama uygun seç. Mesela “Anton çok relax biriydi” deme; “Anton çok sakin ve tevekkül sahibi biriydi” de.

Ç. Akıcılık ve Ses Tonu

  • Beklenti: Sesin ne çok kısık ne de bağırır gibi olmalı. “Eee, ııı, şey” gibi asalak sesleri kullanmamalısın.
  • Taktik: Konuşurken vurgu ve tonlama yap. Heyecanlı yerlerde sesini yükselt, hüzünlü yerlerde yavaşla ve alçalt.

D. Beden Dili

  • Beklenti: Dinleyicilerle (sınıf arkadaşlarınla) göz teması kur. Ellerini kollarını robot gibi yana yapıştırma ama çok da sallama.
  • Taktik: Karakterini anlatırken onun gibi davranabilirsin. Mesela Anton’u anlatıyorsan ellerini birleştirip sakin bir duruş sergileyebilirsin.

E. İçerik Kurgusu (En Önemli Kısım)

  • Beklenti:
    • Sunumda karşılaştırma, betimleme, benzetme yapmalısın.
    • Karakteri millî ve manevi değerlerle (yardımlaşma, vatanseverlik vb.) zenginleştirmelisin.
    • Açık ve örtük iletiler vermelisin (Mesajın net olsun).

🎓 Hoca Notu:

Bu tabloyu sunumunu hazırlarken bir “kontrol listesi” (check-list) gibi kullan. Her maddeye bir tik atabiliyorsan, o sunumdan tam puan alırsın.


  1. sayfayı analiz ettik ve “Nasıl puan alırım?” sorusunun cevabını bulduk. Şimdi bu kriterlere göre karakterimizi seçeceğimiz ve özelliklerini yazacağımız 128. sayfaya (uygulama sayfasına) geçelim.

Şimdi yaratıcılığını konuşturacağın ve performans ödevini kâğıda dökmeye başlayacağın 128. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, sunumunun iskeletini oluşturacağın yerdir. Burada yapacağın seçimler ve analizler, sunumunun başarısını belirleyecek.

Kitabını önüne al, kalemini hazırla. Senin için iki farklı “Karakter Rotası” hazırladım. İster Anton’u seç, ister İsmail Hakkı Bey’i; ikisi için de kopya kâğıdın hazır!


Sayfa 128 Analizi: Karakter Seçimi ve Analizi

1. ADIM: KARAKTER SEÇİMİ (Soru a)

Tabloda üç hikâyeden karakterler verilmiş. Birini işaretlemelisin.

  • Öneri: Sunumu en etkileyici olacak karakterler Anton veya İsmail Hakkı Bey’dir. Çünkü iç dünyaları çok zengindir.

2. ADIM: SEÇME GEREKÇESİ (Soru b)

Soru: Bu karakteri seçme gerekçenizi yazınız.

  • Anton İçin Örnek: “Anton’u seçtim çünkü günümüzde her şeyin para ile ölçüldüğü bir dünyada, paraya değer vermeyen ve sadece iyilik odaklı yaşayan birini anlatmak arkadaşlarıma ilham verecektir.”
  • İsmail Hakkı Bey İçin Örnek: “İsmail Hakkı Bey’i seçtim çünkü bir babanın çocuğu okusun diye gururunu ayaklar altına alması ve sessiz fedakârlığı beni çok etkiledi. Bu onurlu duruşu anlatmak istiyorum.”

3. ADIM: KARAKTERİN ÖZELLİKLERİ (Soru c)

Seçtiğin karaktere göre aşağıdaki boşlukları doldurabilirsin:

Seçenek A: ANTON (Herkesin Dostu) 

  • Fiziksel Özellikleri: Yakasız, şapkasız, eski ve dökük kıyafetli, yoksul görünümlü. Açık mavi gözlü, sakin yüzlü. 
  • Ruhsal Özellikleri: Sakin, güven veren, telaşsız, yardımsever, insan ve hayvan sevgisiyle dolu.
  • Sahip Olduğu Değerler: Kanaatkârlık (azla yetinme), Karşılıksız İyilik, Tevazu (Alçakgönüllülük).

Seçenek B: İSMAİL HAKKI BEY (Kabak Çekirdekçi) 

  • Fiziksel Özellikleri: Zayıf, ince, hasta yüzlü. Eski bir redingot (uzun ceket) giymiş, ayağında bağsız büyük potinler var. 
  • Ruhsal Özellikleri: Gururlu, onurlu, utangaç, fedakâr, kızına çok düşkün.
  • Sahip Olduğu Değerler: Emeğe Saygı (karşılıksız para almaz), Babalık Sevgisi, Onur.

4. ADIM: YENİDEN KURGULAMA – BENZERLİK (Soru ç)

Bu bölüm, senin yaratıcılığındır. Seçtiğin karakteri, gerçek hayatta tanıdığın birine veya başka bir film/kitap kahramanına benzeteceksin.

Örnek Senaryo (Anton üzerinden):

  • Seçtiğim Karakter: Anton.
  • Benzettiğim Kişi: Mahallemizdeki “Tamirci Hasan Amca” (veya izlediğin bir filmdeki karakter, örneğin Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndaki Charlie).
  • Bu Kişinin Özellikleri:
    • Fiziksel: Hasan Amca da hep mavi tulum giyer, elleri yağlıdır ama yüzü hep güler.
    • Ruhsal: Kimin bisikleti bozulsa para almadan yapar, sokak kedilerini besler.
    • Değerler: Paylaşımcılık ve Nezaket.

(Not: Buraya kendi hayatından birini, mesela dedeni veya çok sevdiğin bir esnafı yazarsan sunumun çok daha samimi olur.)


  1. sayfayı doldurduk. Karakterimizi seçtik, analiz ettik ve gerçek hayatla bir bağ kurduk.

Şimdi bu iki karakteri (Hikâyedeki ve Gerçek Hayattaki) birleştirip yepyeni bir karakter yaratacağın ve sunum metnini yazacağın 129. sayfaya geçelim.

Şimdi yaratıcılığın zirve yapacağı, farklı karakterleri birleştirip yepyeni bir kahraman yaratacağın 129. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, performans görevinin üretim aşamasıdır. Burada analiz biter, sentez (birleştirme) ve yazma başlar. Hazırsan, senarist koltuğuna geç ve kendi karakterini yarat!


Sayfa 129 Analizi: Sentez ve Yazma

Bu sayfadaki adımları, bir önceki sayfada örnek olarak seçtiğimiz “Anton” karakteri üzerinden giderek dolduralım. Sen bunu kendi seçtiğin karaktere uyarlayabilirsin.

1. ADIM (d): BENZERLİK VE FARKLILIKLAR

Hikâyedeki karakter (Anton) ile gerçek hayattan seçtiğin kişi (Örneğin: Tamirci Hasan Amca) arasındaki farkları belirleyelim.

  • Benzerlikler:
    • İkisi de elleriyle çalışır, bozulan eşyaları tamir ederek hayat verir.
    • İkisi de karşılığında büyük paralar beklemez, “Allah razı olsun” denmesi yeterlidir.
    • İkisi de çevrelerindeki insanlara ve hayvanlara şefkatle yaklaşır.
  • Farklılıklar:
    • Anton’un sabit bir evi yoktur, sokaklarda yaşar; Hasan Amca’nın küçük bir dükkânı vardır2.
    • Anton eski zamanlarda (at arabaları döneminde) yaşar; Hasan Amca modern dünyada yaşar.

2. ADIM (e): YENİ KARAKTERİ KURGULAMA

Şimdi bu iki kişiyi birleştirip “Modern Bir Anton” yaratacağız. İşte senin yeni kahramanın!

  • Fiziksel Özellikleri: Üzerinde boya lekeleri olan eski bir mavi tulum giyer. Saçları dağınık ama temizdir. Gözleri, insanı rahatlatan bir deniz mavisi rengindedir. Sırtında hep bir tamir çantası taşır.
  • Ruhsal Özellikleri: Asla acele etmez, her sorunun bir çözümü olduğuna inanır. Öfkelenmez. “Eşya bozulur, kalp bozulmasın” felsefesiyle yaşar.
  • Sahip Olduğu Değerler: Geri Dönüşüm (İsraf karşıtlığı), Dayanışma, Emeğe Saygı.

3. ADIM (f): KONUŞMA METNİ YAZMA (Senaryo)

Şimdi bu yeni karakteri sınıfa tanıtacak etkileyici bir konuşma metni yazman isteniyor. Metinde benzetme, betimleme gibi sanatları kullanmalısın.

Örnek Konuşma Metni: “Şehrin Sessiz Doktoru”

“Değerli Yönetmenim ve Arkadaşlarım,

Bugün size tanıtacağım karakter, ne bir süper kahraman ne de zengin bir iş adamı. O, şehrin beton yığınları arasında açan bir papatya gibi (Benzetme) nadir ve değerli biri: Adı Anton.

Anton’u ilk gördüğünüzde, üzerindeki eski mavi tulumu ve yağlı elleriyle sıradan bir tamirci sanabilirsiniz. Ama dikkatli bakarsanız, gözlerindeki o derin huzuru, fırtınalı bir denizin durulmuş halini (İmge) görebilirsiniz. O, insanların ‘çöp’ diye attığı her şeye ikinci bir şans verir. Kırık bir sandalyeyi, küsmüş bir çocuğu onarır gibi şefkatle tamir eder (Açık İleti).

Onun dünyasında para geçmez. Bir tamir karşılığında ona para uzatırsanız nazikçe reddeder; ‘Bana para verme, şu sokak kedisine mama al’ der. Anton bize şunu hatırlatır: Eşyalar yenilenir ama insanlık eskiyip yok olmamalıdır (Örtük İleti). İşte bu yüzden, filminizin başrolünde bu sessiz kahramanı görmek istiyoruz.”


4. ADIM (g): TAKIM ÇALIŞMASI VE SON RÖTUŞLAR

Bu aşamada, sınıfta aynı karakteri seçen arkadaşlarınla bir araya gelip fikirlerinizi birleştireceksiniz. Belki bir arkadaşın Anton’un kıyafetini tasarlar, diğeri onun bir gününü anlatır. Böylece sunumunuz çok daha zengin olur.


  1. sayfayı tamamladık! Kendi karakterini yarattın ve onu tanıtacak harika bir metin yazdın.

Şimdi sunum provalarını nasıl yapacağını, ses tonunu ve beden dilini nasıl kullanacağını öğreneceğimiz 130. sayfaya geçelim.

Sahneye çıkmadan önceki son düzlükteyiz. 130. sayfada, sunumunu kusursuz hale getirecek “prova taktikleri” ve sunum sonrasında yapacağın “değerlendirme çalışmaları” yer alıyor.

Bu sayfa, heyecanını yönetmeyi ve kendini geliştirmeyi öğreneceğin yerdir.


Sayfa 130 Analizi: Prova ve Değerlendirme

1. SON HAZIRLIKLAR VE PROVA TAKTİKLERİ (Adım 2-3)

Kitap sana, sunum yapmadan önce dikkat etmen gereken altın kuralları sıralamış. Bunları birer “sahne kuralı” olarak not etmelisin:

  • Robot Olma: Tekdüze (monoton) bir sesle konuşma. Sesini bir dalga gibi kullan; bazen yükselt, bazen alçalt. Vurgu ve tonlama, dinleyicinin uykusunu açar.
  • Akıcı Ol: “III…”, “hmmm…”, “eee…” gibi sesler, hazırlıksız olduğun izlenimi verir. Takıldığın yerde kısa bir sessizlik, “eee” demekten daha iyidir.
  • Enerjik Ol: Canlı ve istekli görün. Sen sıkılırsan, dinleyici hayli hayli sıkılır.
  • Zamanı Yönet: Sunumunu evde kronometre ile prova et. Ne çok kısa ne çok uzun olsun.
  • Sesini Ayarla: Bağırma ama fısıldama da. En arka sıradaki arkadaşının seni duyabileceği “doğal ve net” bir ton kullan.
  • Görsellik: Karakteri tanıtan çizimler, kişi kartları veya küçük canlandırmalarla sunumunu şova dönüştür.

2. KONUŞMA SONRASI DEĞERLENDİRME (Soru 1)

Sunumlar bittikten sonra sınıfı analiz etmen isteniyor.

  • Soru 1-a (Popüler Karakter): “Sınıfınızda en çok seçilen karakter hangisidir? Sizce neden?”
    • Örnek Cevap: “Sınıfımızda en çok Anton seçildi. Çünkü onun ‘para yerine iyilik’ felsefesi hepimize çok ilginç ve saygıdeğer geldi. Günümüz dünyasında böyle birine özlem duyuyoruz.”
  • Soru 1-b (Geri Bildirim): “Her takımın sunumuyla ilgili beğendiğiniz noktaları yazınız.”
    • Taktik: Eleştirmek kolaydır, önemli olan iyi yönü bulmaktır. “Ahmet’in ses tonu çok etkileyiciydi”, “Zeynep’in hazırladığı görseller konuyu çok iyi özetledi” gibi yapıcı notlar al.

3. GELİŞİM SÜRECİ: FORM VE DÖNÜTLER (Adım 2-4)

Bu bölüm, sadece not almak için değil, gerçekten gelişmek içindir.

  • Öz Değerlendirme: Kitabının arkasındaki formu (Sayfa 305) kullanarak kendine dürüst ol: “Neyi iyi yaptım? Neyi daha iyi yapabilirdim?”
  • Akran Değerlendirme: Arkadaşlarını değerlendirirken (Sayfa 310) adaletli ol.
  • Öğretmen Dönütü: Öğretmeninin eleştirilerine küsme; onları bir sonraki sunumun için “gelişim haritası” olarak gör.

Böylece Konuşma Atölyesini başarıyla tamamladık! Hem senarist oldun, hem oyuncu hem de eleştirmen.

Şimdi rotamızı Şiir dünyasına çeviriyoruz. Şiirin ne olduğunu, nasıl tanımlandığını ve “Mihriban” türküsünün hikâyesini öğreneceğimiz 131. sayfaya geçelim.

Şimdi sözün müziğe dönüştüğü, edebiyatın en hisli durağına, Şiir ünitesine giriş yapıyoruz. Kitabının 131. sayfasını aç.

Bu sayfa, “Şiir nedir?” sorusuna verilmiş birbirinden farklı ve derin cevaplarla dolu. Şairlerin ve edebiyatçıların şiiri nasıl tanımladığını görünce, şiirin tek bir kalıba sığmadığını anlayacaksın.


Sayfa 131 Analizi: Şiir Dünyasına Giriş

1. ŞİİR TANIMLARI VE YORUMLAR (Soru 1)

Sayfada edebiyatımızın dev isimlerinin şiir tanımları yer alıyor. Bunları senin için “öğrenci diliyle” özetledim. Hangi tanım sana daha yakın geliyor, bir düşün bakalım:

  • Yahya Kemal Beyatlı: “Şiir, kalpten geçen bir hadisenin lisan (dil) haline gelişidir.” 
    • Yorum: Şiir, duyguların kelimeye dökülmüş halidir. Kalp konuşur, dil yazar.
  • Ahmet Haşim: “Şiir, bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.” 
    • Yorum: Şiirde anlamdan çok “müzikalite” (ses uyumu) önemlidir. Anlamak zorunda değilsin, hissetmen yeterli.
  • Necip Fazıl Kısakürek: “Şiir, Allah’ı sır ve güzellik yolunda arama işidir.” 
    • Yorum: Şiir mistik ve ilahi bir yolculuktur.
  • Orhan Veli Kanık: “Şiir, bütün hususiyeti edasında olan bir söz sanatıdır.” 
    • Yorum: Şiirde önemli olan süslü kelimeler değil, söyleyiş tarzıdır (eda). Doğal ve içten olmalıdır.
  • Cahit Külebi: “Şiir, insanın kendi ana dili çalgısında söylenen bir türküdür.” 
    • Yorum: Şiir, milli ve yerli olmalıdır.
  • İsmet Özel: “Şiiri sanat eseri yapan öge, başka türlü yazılmama özelliğidir.” 
    • Yorum: Şiirdeki tek bir kelimeyi bile değiştiremezsin, o haliyle eşsizdir.

Soru: Okuduğunuz şiir tanımlarından hangisini beğendiniz?

  • Örnek Cevap: “Ben Ahmet Haşim’in tanımını beğendim. Çünkü bazen bir şiiri tam anlamasam bile okurken kulağıma gelen o ahenk ve ritim beni çok etkiliyor, tıpkı bir şarkı gibi.”

2. KENDİ TANIMINI YAZ (Soru 2)

Soru: Siz de kendinize ait bir şiir tanımı yapıp yazınız.

  • Senin Tanımın İçin İpucu: Şiir senin için ne ifade ediyor? Duygu mu, isyan mı, rahatlama mı?
  • Örnek: “Şiir, insanın içindeki fırtınaları kelimelerle dindirme sanatıdır.” veya “Şiir, kelimelerle yapılan bir resimdir.”

3. TERCİH MESELESİ (Soru 3)

Soru: Şiir okumayı mı yoksa fon müziği eşliğinde dinlemeyi mi tercih edersiniz?

  • Cevap A (Okumak): “Kendi sesimle okumayı tercih ederim. Çünkü kendi vurgularımla şiirin duygusunu daha iyi yakalıyorum, müzik bazen dikkatimi dağıtabiliyor.”
  • Cevap B (Dinlemek): “Fon müziği eşliğinde dinlemeyi severim. Müzik, şiirin duygusunu güçlendiriyor ve beni o atmosfere daha çabuk sokuyor.”

4. MİNİ SÖZLÜK (Şairlerin Dili)

Bu tanımlardaki bazı kelimeler biraz eski ve derin anlamlı:

  • Tefekkür: Derin düşünme (Sadık Kemal Tural’ın tanımında geçiyor).
  • Tecelli: Görünme, belirme, ortaya çıkma.
  • Lisan: Dil.
  • İmbik: Damıtma aracı (“Dil imbiğinden geçirilmiş” demek, süzülmüş ve saflaştırılmış demektir).
  • Eda: Söyleyiş tarzı, tavır.

Şiirin ne olduğunu ustalarından öğrendik. Şimdi Abdurrahim Karakoç’un efsaneleşmiş şiiri **”Mihriban”**ı dinleyeceğimiz ve analiz edeceğimiz 132. sayfaya geçelim.

Şimdi Türk halk şiirinin modern dönemdeki en güçlü seslerinden biri olan Abdurrahim Karakoç’un efsanevi şiiri “Mihriban” ile tanışma zamanı. Kitabının 132. sayfasını aç.

Bu sayfa, hem bir dinleme etkinliği sayfasıdır hem de şiirin boşluklarını doldurarak takip etmeni isteyen bir dikkat testidir. Hazırsan, bu güzel şiirin eksik parçalarını tamamlayalım.


Sayfa 132 Analizi: “Mihriban” Şiiri ve Dinleme Etkinliği

1. DİNLEME ÖNCESİ HAZIRLIK (Soru 2)

Şiire başlamadan önce senden bir tahmin isteniyor.

  • Soru: Şiirin başlığından (“Mihriban / Aşk”) hareketle içeriğini tahmin ediniz.
  • Tahmin: Başlıkta bir kadın ismi (“Mihriban”) ve parantez içinde “Aşk” yazdığına göre; bu şiir muhtemelen kavuşulamayan, çok sevilen ama bir o kadar da acı veren, imkânsız bir aşkı anlatıyordur. Şairin sevgiliye olan hasretini ve çaresizliğini işliyor olabilir.

2. DİNLEME SIRASI: BOŞLUK DOLDURMA ETKİNLİĞİ

Şimdi şiiri dinlerken (veya okurken) boş bırakılan yerleri tamamlayalım. Abdurrahim Karakoç’un o meşhur dizeleri şöyledir:

MİHRİBAN (AŞK)

Sarı saçlarına deli gönlümü,

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü,

Görmeyince sezilmiyor Mihriban. 

Yâr, deyince kalem elden düşüyor;

Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor 

Lâmbamda titreyen alev üşüyor…

Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz sonra söz ve sonra hile…

Sevilen seveni düşürür dile.

Seneler, asırlar değişse bile, 

Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama; 

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama, 

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne;

Kar koysan köz olur aşkın külüne… 

Şaştım kara bahtın tahammülüne; 

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı; 

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı.

Bir kördüğüm baştan sona tamamı… 

Çözemedim, çözülmüyor Mihriban.


3. ŞİİR HAKKINDA KISA BİLGİ (Hoca Notu)

  • Şair: Abdurrahim Karakoç.
  • Mihriban Kimdir? Bu şiir, şairin gençliğinde âşık olduğu ama kavuşamadığı gerçek bir kişiye yazılmıştır. Ancak şair, “Mihriban” isminin sembolik olduğunu, asıl ismin bu olmadığını söylemiştir. Mihriban, Farsça “Seven, şefkatli, merhametli” demektir.
  • Teması: İmkânsız Aşk ve Ayrılık Acısı.
  • Önemi: Bu şiir bestelenerek (Musa Eroğlu tarafından) dillerden düşmeyen bir türkü haline gelmiştir. “Lambamda titreyen alev üşüyor” dizesi, Türk edebiyatının en güçlü imgelerinden biridir.

Mihriban şiirinin boşluklarını tamamladık ve o derin duyguyu hissettik. Şimdi şiirdeki kelimelerin anlamlarını ve şairin duygularını analiz edeceğimiz 133. sayfaya geçelim.

Şiirin devamı ve bu eşsiz eserin analizine kaldığımız yerden, 133. sayfadan devam ediyoruz.

Bu sayfa, şiiri dinledikten sonra kelimelerin derinliğine indiğimiz ve şairin ne anlatmak istediğini çözdüğümüz bölümdür.


Sayfa 133 Analizi: “Mihriban” Şiirinin Finali ve Analizi

1. DİNLEME SIRASI (Şiirin Devamı ve Boşluk Doldurma)

Sayfanın en başında şiirin son iki kıtası yer alıyor. Abdurrahim Karakoç’un bu efsanevi dizelerindeki boşlukları şöyle doldurmalısın:

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne;

Kar koysan köz olur aşkın külüne… 1Şaştım kara bahtın tahammülüne; 

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı; 

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı.

Bir kördüğüm baştan sona tamamı… 

Çözemedim, çözülmüyor Mihriban.

  • Hoca Yorumu: Şair burada aşkın mantık dışı olduğunu anlatıyor. “Kar koysan köz olur” diyerek imkânsızlığı (tezat sanatını) vurguluyor. “Kördüğüm” ifadesi ise bu aşkın ne çözülebileceğini ne de kesilip atılabileceğini gösteriyor.

2. SÖZ VARLIĞIMIZ: Kelime Dedektifliği

Şiirdeki duyguyu tam olarak hissetmek için şairin seçtiği kelimelerin anlamını bilmek şart. Tablodaki kelimeleri şiirdeki bağlamına göre inceleyelim. Defterine veya kitabına şu anlamları not alabilirsin:

Şiirde Geçen Kelimeler ve Bağlam İçindeki Anlamları

  • Baht: Şair, “Şaştım kara bahtın tahammülüne…” dizesinde kader, talih anlamında kullanmıştır. Özellikle “kara baht” ifadesiyle kendi kötü şansından ve talihsizliğinden yakındığını belirtmektedir.
  • Tahammül: Aynı dizede geçen bu kelime, dayanma gücü, sabır, katlanma anlamına gelmektedir. Şair, çektiği bunca acıya kaderinin (kara bahtının) nasıl dayandığına kendisinin bile şaşırdığını ifade etmektedir.
  • Gam: “Ancak çeken bilir bu derdi, gamı.” dizesinde tasa, kaygı, üzüntü anlamıyla kullanılmıştır. Burada şair, aşk acısının sebep olduğu keder ve üzüntüyü kastetmektedir.
  • Hudut: “Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.” dizesinde kelime, sınır, uç demektir. Dize, aşkın sonsuz olduğunu, hiçbir kurala veya sınıra sığmayacağını anlatmaktadır.
  • Kördüğüm: “Bir kördüğüm baştan sona tamamı…” dizesiyle, çözülmesi imkânsız olan düğüm kastedilmiştir. Şair, aşkının işin içinden çıkılamayan, çözümsüz bir bilmeceye benzediğini ifade etmektedir.

3. METNİMİZİ ANLAYALIM (Soru 1)

Bu bölümde şiirin “ruhunu” analiz etmemiz isteniyor.

Soru 1: Seslendiricinin ses tonundan, vurgularından ve ifade biçiminden yola çıkarak şiirin yazılma amacını belirleyip yazınız. 

  • Cevap:
    • Amaç: Şair bu şiiri, imkânsız bir aşka duyduğu derin özlemi, çaresizliği ve acıyı dile getirmek için yazmıştır.
    • Analiz: Şiirdeki “çözülmüyor”, “yazılmıyor”, “ezilmiyor” gibi olumsuz ifadeler ve seslendiricinin hüzünlü tonu, bu aşkın kavuşmayla değil, ayrılıkla ve hasretle dolu olduğunu gösterir. Şair, içindeki sönmeyen ateşi (aşkı) kelimelere dökerek bir nevi dertleşmek ve içini dökmek istemiştir.

🎓 Hoca Notu: Şiirin Gücü

Abdurrahim Karakoç bu şiirde öyle kelimeler seçmiş ki (Kördüğüm, Hudut, Kara Baht), aşkın sadece “sevmek” olmadığını; aynı zamanda bir “yük” ve “sınav” olduğunu anlatmış. “Lambada titreyen alev üşüyor” dizesi ise Türk edebiyatının en güçlü imgelerinden (hayal ürünlerinden) biridir. Ateşin üşümesi mümkün değildir; ama şair o kadar yalnız ve çaresizdir ki, ateş bile onun yalnızlığından üşümektedir.


  1. sayfayı, şiirin eksiklerini tamamlayarak ve kelimelerin derinliğine inerek bitirdik. Şairin “Kördüğüm” dediği o çaresizliği iliklerimizde hissettik.

Şimdi bu şiirin meşhur türküsünü dinleyeceğimiz, şairin duygularını daha derin analiz edeceğimiz ve söz sanatlarını bulacağımız 134. sayfaya geçelim.


Şimdi şiirin müzikle buluştuğu, duyguların daha da derinleştiği 134. sayfaya geçiyoruz. Bu sayfa, şiirin sadece kelimelerden ibaret olmadığını, bir ritmi ve ruhu olduğunu hissettiriyor.

Hazırsan, “Mihriban” türküsünün tınısı eşliğinde soruları cevaplayalım.


Sayfa 134 Analizi: Şiirden Türküye “Mihriban”

1. METNİMİZİ ANLAYALIM (Devam Soruları)

Soru 2: Duygu mu, Düşünce mi?

Soru: Dinlediğiniz şiirin içeriği duygulara mı yoksa düşüncelere mi seslenmektedir?

  • Cevap: Şiir kesinlikle duygulara seslenmektedir.
    • Neden? Şiirde bir fikir savunulmuyor veya bilgi verilmiyor. Bunun yerine aşk, hasret, çaresizlik ve hüzün gibi yoğun hisler işleniyor. Bu tür şiirlere Lirik Şiir denir.

Soru 3: Ritim ve Ahenk Unsurları

Soru: Şiirdeki ritim ve ahengi sağlayan unsurlardan hangileri dikkatinizi çekti?

  • Cevap:
    • Hece Ölçüsü: Şiir, 11’li hece ölçüsüyle (6+5 duraklı) yazılmıştır. Bu, şiire akıcı bir ritim katar.
    • Redif ve Kafiye: Dize sonlarındaki ses benzerlikleri (Örn: gönlümü / ölümü -> -ü redif, -lüm zengin kafiye) ve her dörtlüğün sonunda tekrarlanan “Mihriban” kelimesi (nakarat gibi) güçlü bir ahenk oluşturur.

2. MİHRİBAN TÜRKÜSÜ (Soru 4 ve 5)

Bu bölümde şiirin bestelenmiş halini (Musa Eroğlu’nun o meşhur bestesi) dinlemen isteniyor.

  • Soru 4 (Çağrışımlar): Türküyü dinlerken aklına neler geliyor?
    • Örnek: “Anadolu’nun ıssız bir köyü, tozlu yollar, kavuşamayan aşıklar, sarı saçlı bir hayal…”
  • Soru 5 (Şiir mi, Türkü mü?):
    • Yorum: Çoğu kişi türküyü daha etkileyici bulur. Çünkü müzik (bağlamanın sesi), şiirdeki o hüzünlü sözlerin kalbe daha hızlı işlemesini sağlar. Sözün bittiği yerde müzik başlar.

3. DERİN ANALİZ SORULARI

Soru 6: “Sarı Saçlar ve Deli Gönül”

a) Aşkın hangi özellikleri vurgulanıyor?

“Sarı saçlarına deli gönlümü, / Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.”

  • Cevap: Burada aşkın “tutsaklık” ve “çaresizlik” yönü vurgulanıyor. Şair gönlünü sevgilinin saçına bağlanmış bir düğüm gibi görüyor. Bu bağ o kadar güçlü ki, istese de çözüp kurtulamıyor. Aşk, irade dışı bir teslimiyettir.

b) Siz olsaydınız nasıl tamamlardınız?

  • Senin Yaratıcılığın: “Sarı saçlarına deli gönlümü / _______________ / ________________ Mihriban.” (Mesela: Hapsettiler, çıkılmıyor Mihriban.)

Soru 7: Üşüyen Alev

Soru: “Lâmbamda titreyen alev üşüyor…” dizesinde alev niçin üşümektedir?

  • Cevap: Bu, Türk şiirinin en muazzam imgelerinden biridir.
    • Mecaz: Normalde ateş üşümez, ısıtır. Ancak şair o kadar yalnız, o kadar çaresiz ve içi o kadar titriyor ki; bu hissi etrafındaki eşyalara da yansıtıyor.
    • Korku ve Heyecan: “Yâr” deyince yaşadığı heyecan o kadar büyük ki, lambadaki alev bile bu yoğun duygudan etkilenip titriyor (üşüyor).
    • Sanat: Burada Teşhis (Kişileştirme) ve Hüsnütalil (Güzel nedene bağlama) sanatı vardır.

4. MİNİ SÖZLÜK (Edebiyat Terimleri)

  • Lirik: Duyguların coşkulu ve akıcı bir dille anlatıldığı şiir türü.
  • İmge: Şairin hayal dünyasında yarattığı, gerçeğin dışındaki sanatsal görüntüler (Üşüyen alev gibi).
  • Nakarat: Şiirde veya şarkıda tekrarlanan bölüm (“Mihriban” kelimesi).

  1. sayfayı tamamladık. “Mihriban”ın sadece bir isim değil, çözülmeyen bir kördüğüm olduğunu anladık.

Şimdi şiirin temasını, şairin ruh halini ve kullanılan söz sanatlarını (Teşbih, Tezat vb.) detaylıca inceleyeceğimiz 135. sayfaya geçelim.

“Mihriban” şiirinin son analizlerini yapacağımız ve şiirin teknik röntgenini çekeceğimiz 135. sayfadayız.

Bu sayfa, şiirde anlamı güçlendiren “söz sanatlarını” ve şairin aşk karşısındaki tutumunu çözdüğümüz, edebiyatın en zevkli kısımlarından biridir.

Hazırsan, soruları cevaplayalım.


Sayfa 135 Analizi: Tema, Ahenk ve Edebî Sanatlar

1. METNİMİZİ ANLAYALIM (Derin Analiz)

Soru 8: Kördüğüm Benzetmesi

Soru: Şair aşkı niçin bir kördüğüme benzetmiştir?

  • Cevap:
    • Çözümsüzlük: Kördüğüm, açılması imkânsız olan düğümdür. Şairin aşkı da öylesine karmaşık ve çaresizdir ki, ne kavuşarak çözülebilir ne de unutarak
    • Bütünlük: Aşk, hayatını öyle bir sarmıştır ki başı sonu belli değildir, her anını kaplamıştır (“Baştan sona tamamı”).

Soru 9: Şairin Ruh Hâli

Soru: Şairin ruh hâline dair çıkarımlarınız nelerdir?

  • Cevap: Şair çaresiz, hüzünlü ve ızdırap doludur. Ancak bu acıdan şikayetçi değildir; aksine aşkın acısını kabullenmiş, ona teslim olmuş bir tevekkül (kabulleniş) halindedir. “Taşa çalsam ezilmiyor” derken acının büyüklüğünü, ama ondan kurtulamayışını anlatır.

Soru 10: Şiirin Teması

  • Cevap: İmkânsız Aşk ve Ayrılık Acısı.

Soru 11: Türlerin Karşılaştırılması

Soru: Sizce bu tema şiir dışında hangi türle daha etkili işlenebilir?

  • Cevap:
    • Şiir: Duyguyu en yoğun ve kısa yoldan anlatır (Şairin tercihi).
    • Alternatif: Bence Roman veya Tiyatro ile de etkili işlenebilirdi. Roman, bu aşkın hikâyesini ve arka planını detaylandırarak okuyucuyu uzun bir yolculuğa çıkarabilirdi. Tiyatro ise karakterlerin acısını sahnede somutlaştırabilirdi.

2. ŞİİRİN AHENK UNSURLARI (Teknik Analiz)

Soru 12: Ses Benzerlikleri (Kafiye ve Redif)

Soru: Dize sonlarındaki ses benzerliklerinin katkısı nedir?

  • Cevap: Şiire müzikalite (ritim) kazandırır. Okurken kulağa hoş gelmesini ve akılda kalmasını sağlar.
    • Örnek: Gönlümü / Ölümü (-üredif, -lüm zengin kafiye).

Soru 13: Hece Eşitliği

Soru: Dizelerdeki hece sayılarının eşit olmasının (11’li hece ölçüsü) gerekçesi nedir?

  • Cevap: Türk halk şiiri geleneğinin bir gereğidir. Hece ölçüsü, şiirin belli bir ritim ve durakla okunmasını sağlar, türkünün bestelenmesine zemin hazırlar.

Soru 14: Dörtlük Yapısı

Soru: Dizelerin dörderli kümelenmesi (Dörtlük nazım birimi) temaya ne katmıştır?

  • Cevap: Dörtlük, halk şiirinin temel birimidir. Duyguların belli bölümler halinde, düzenli ve parça parça anlatılmasını sağlar. Her dörtlük aşkın farklı bir yönünü (çaresizlik, sonsuzluk, acı) işler.

3. SÖZ SANATLARI VE ŞAİRİN TUTUMU

Soru 15: Şairin Aşka Tutumu

a) Tutumu: Şair, aşka kutsal ve engellenemez bir güç olarak bakar. Aşkı mantığın bittiği yer (“Aklım şaşıyor”) olarak görür.

b) Katılıyor musunuz?: (Kişisel cevabın)

  • Örnek: “Katılıyorum, çünkü gerçek aşk hesap kitap işi değildir; insanı iradesi dışında sarar.”

Soru 16: Edebî Sanatlar

Şiirde kullanılan sanatları bulalım:

  • Teşhis (Kişileştirme): “Lâmbamda titreyen alev üşüyor” (Alevin üşümesi).
  • Tezat (Zıtlık): “Kar koysan köz olur” (Kar ve Köz zıtlığı).
  • Mübalağa (Abartma): “Aşka hudut çizilmiyor” veya “Kar koysan köz olur” (Aşk ateşinin karı bile yakacak kadar sıcak olması).
  • Teşbih (Benzetme): Aşkın “kördüğüme” benzetilmesi.

4. MİNİ SÖZLÜK (Edebî Sanatlar)

  • Teşhis: İnsan dışı varlıklara insan özelliği verme.
  • Mübalağa: Bir şeyi olduğundan çok veya az gösterme.
  • Tezat: Zıt kavramları bir arada kullanma.

  1. sayfayı tamamladık. Mihriban şiirinin hem duygusunu hem de tekniğini (sanatlarını) çözdük.

Şimdi Abdurrahim Karakoç’u yakından tanıyacağımız ve yazarın hangi şiiri yazdığını tahmin edeceğimiz 136. sayfaya geçelim.

Şimdi **”Mihriban”**ın mimarı, Türk halk şiirinin gür sesi Abdurrahim Karakoç’u yakından tanıyacağımız 136. sayfadayız.

Bu sayfa, şairin hayatını öğrendikten sonra onun üslubunu (tarzını) ayırt etmemizi isteyen bir dedektiflik etkinliği içeriyor.


 Sayfa 136 Analizi: Abdurrahim Karakoç ve Şiir Dedektifliği

1. SANATÇIYI TANIYALIM: ABDURRAHİM KARAKOÇ (1932-2012)

Şairin edebi kişiliğini şu maddelerle zihnine kazıyalım. Sınavlarda “Yazar-Eser” veya “Sanatçı Tanıtımı” sorularında bunlar anahtar kelimedir :

  • Kökleri: Kahramanmaraş/Elbistanlıdır. Dedesi ve babası da şairdir, yani şiir genlerinde vardır.
  • Üslubu: Halk şiiri geleneğini (hece ölçüsü, dörtlük) modern çağda devam ettirmiştir. Dili çok sade, samimi ve anlaşılırdır.
  • Temaları:
    • Lirizm: Aşk ve duygu yüklü şiirler (Mihriban gibi).
    • Taşlama (Hiciv): Toplumsal bozuklukları, haksızlıkları çok sert ve mizahi bir dille eleştirir.
    • Dava Adamı: İslami ve millî hassasiyetleri yüksektir. “Vur Emri” gibi şiirleri dönemine damga vurmuştur.
  • Önemli Eserleri: Hasan’a Mektuplar (Mektup tarzı şiirin en iyi örneğidir), Vur Emri, Suları Islatamadım.

2. ETKİNLİK: BENİM GÖZÜMDEN ABDURRAHİM KARAKOÇ

Burada iki farklı dörtlük verilmiş ve hangisinin Abdurrahim Karakoç’a ait olabileceğini bulmamız isteniyor. Hadi analiz edelim:

I. Metin Analizi

“Biraz azim, biraz gayret derim ha

Delinir karanlık, sabret derim ha

Şanlı mazi döner elbet derim ha

Oy güzel vatanım, oy Anadolu.” 

  • İçerik: Vatan sevgisi, Anadolu, geleceğe dair umut, “şanlı mazi”ye (geçmişe) özlem.
  • Dil: Sade, konuşma dili gibi (“derim ha”).
  • Uyum: Abdurrahim Karakoç’un “toplumsal sorunlara eğilen, millî ve manevi değerleri işleyen” yönüyle birebir örtüşüyor.

II. Metin Analizi

“Murâdım, nasihat bunda söylemek.

Size lâyık olan, onu dinlemek.

Sev seni seveni, za’y etme emek.

Sevenin sözünden geçici olma.” 

  • İçerik: Nasihat, öğüt.
  • Dil: Biraz daha eski, klasik halk şiiri (Âşık edebiyatı) havasında. “Murad”, “za’y etme” (zayi etme) gibi kelimeler daha eski bir dönemi çağrıştırıyor. (Muhtemelen Karacaoğlan veya bir başka eski ozana aittir).

❓ Soru: Hangisi Abdurrahim Karakoç’un?

✅ Cevap: I. Metin Abdurrahim Karakoç’a aittir.

Gerekçesi:

  1. Tema: Biyografisinde belirtilen “Anadolu sevgisi” ve “gelecek kaygısı/umudu” I. metinde çok baskındır.
  2. Üslup: I. metindeki “Oy güzel vatanım” gibi samimi ve modern halk söyleyişi Karakoç’un imzası gibidir. II. metin ise daha geleneksel ve eski bir üsluptadır.

3. MİNİ SÖZLÜK (Kelimeleri Cebimize Atalım)

Sanatçı tanıtımında geçen bazı terimler:

  • Hiciv: Bir kişiyi, bir olayı veya toplumu iğneleyici bir dille eleştirme sanatı (Halk şiirinde “Taşlama” denir).
  • Lirizm: Duyguların coşkulu ve etkili bir dille anlatılması.
  • Mazi: Geçmiş.
  • Za’y etmek (Zayi etmek): Boşa harcamak, yitirmek.

Abdurrahim Karakoç’u tanıdık ve şiirini diğerlerinden ayırt etmeyi öğrendik.

Şimdi şiirin “İçerik (Konu)” özelliklerini inceleyeceğimiz ve Karacaoğlan, Cahit Sıtkı gibi şairlerden örnekler okuyacağımız 137. sayfaya geçelim.

Şiirin “ruhunu” oluşturan, şairin kalbinden kâğıda dökülen “İçerik” konusunu işleyeceğimiz 137. sayfaya geldik.

Bu sayfada, farklı şairlerden (Cahit Sıtkı, Karacaoğlan, Kemalettin Kamu vb.) alınan kısa şiir parçalarını inceleyerek “Bu şiir ne anlatıyor?” sorusuna cevap arayacağız.

Hazırsan, şiir dedektifliği yapalım.


Sayfa 137 Analizi: Şiirin İçeriği ve Temalar

1. ÖĞRENELİM (Bilgi Notu)

Sayfanın üst kısmında şiirin içeriğiyle ilgili önemli bir tespit var:

  • Şiirin Özü: Şair teknik olarak ne kadar usta olursa olsun, içeriği yüreğinde hissetmeden şiir yazamaz. Şiir, şairin hislerinin, heyecanlarının ve coşkularının sanata dönüşmüş halidir .

2. DERS İÇİ ÇALIŞMA: DÖRTLÜKLERİN ANALİZİ

Aşağıdaki şiir parçalarını okuyup konularını (içeriklerini) belirleyelim. Kitabındaki boşluklara şu analizleri yazabilirsin:

I. Metin: Cahit Sıtkı Tarancı (Karasevda)

“Bir kerre sevdaya tutulmayagör / Ateşlere yandığının resmidir.”

  • Konusu: Aşk ve Sevda.
  • Analiz: Şair, aşkın insanı nasıl yaktığını, mantığı (“Ne bilsin âlemde ne mevsimidir”) nasıl devre dışı bıraktığını anlatıyor. Bu, Lirik bir şiir örneğidir.

II. Metin: Karacaoğlan (Koşma)

“Dinle sana bir nasihat edeyim / Hatırdan gönülden geçici olma”

  • Konusu: Öğüt (Nasihat).
  • Analiz: Şair, karşısındakine “vefalı ol, sır sakla, dostunu yarı yolda bırakma” gibi ahlaki dersler veriyor. Bu, Didaktik (Öğretici) şiir örneğidir.

III. Metin: Halit Fahri Ozansoy (Vatan Destanı)

“O kadar dolu ki toprağın şanla / Bir değil, sanki bin vatan gibisin.”

  • Konusu: Vatan Sevgisi ve Kahramanlık.
  • Analiz: Şair, vatan toprağının şanlı tarihini ve yüceliğini övüyor. Bu, Epik (Destansı) şiir örneğidir.

IV. Metin: Ruhsati (Koşma)

“Bir vakte erdi ki bizim günümüz / Yiğit belli değil, mert belli değil”

  • Konusu: Toplumsal Eleştiri (Yakınma).
  • Analiz: Şair, yaşadığı dönemdeki bozulmadan, kimin dost kimin düşman olduğunun belirsizliğinden şikâyet ediyor. Bu, Satirik (Eleştirel) şiir örneğidir.

V. Metin: Kemalettin Kamu (Bingöl Çobanları)

“Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum. / Bu dağların en eski âşinasıdır soyum”

  • Konusu: Doğa ve Çoban Hayatı.
  • Analiz: Şair, dağlarda geçen sade ve doğal bir yaşamı, sürüyü ve doğayı anlatıyor. Bu, Pastoral şiir örneğidir.

3. MİNİ SÖZLÜK (Şiirlerdeki Kelimeler)

Şiirlerin tadına varmak için bu kelimeleri bilmek gerek:

  • Mecnun: Çılgın, deli (Leyla ile Mecnun hikâyesine atıf, aşık).
  • Nasihat: Öğüt.
  • Deva: İlaç, çare.
  • Aşina: Tanıdık, bildik.
  • Ebenced: Atalar, dedeler (“Ebe ve ced”).

  1. sayfayı tamamladık. Beş farklı şiirle beş farklı duyguya (Aşk, Öğüt, Vatan, Eleştiri, Doğa) dokunduk.

Şimdi bu içeriklere göre Şiir Türlerini (Lirik, Epik, Pastoral vb.) resmen tanımlayacağımız ve üniteyi bitireceğimiz 138. sayfaya geçelim mi?

Şiirin teorik altyapısını tamamlayacağımız ve bu bölümü kapatacağımız 138. sayfaya geldik.

Bu sayfa, Edebiyat dersinin olmazsa olmazı olan “Şiir Türleri” konusunu anlatıyor. Sınavlarda “Bu şiirin türü nedir?” sorusuyla karşılaştığında cevabı burada bulacaksın.

Hazırsan, şiir türlerini hafızamıza kazıyalım.


Sayfa 138 Analizi: Şiir Türleri ve Çıkış Kartı

1. FARK EDELİM: ŞİİR TÜRLERİ (Konularına Göre)

Şiirler işledikleri konuya (içeriğe) göre 5 ana gruba ayrılır. Bu tanımları mutlaka not almalısın:

  1. Lirik Şiir (Duygusal): Aşk, ayrılık, özlem gibi duyguların coşkulu bir dille anlatıldığı şiirlerdir. “Mihriban” şiiri buna en güzel örnektir.
  2. Pastoral Şiir (Doğa): Orman, yayla, köy ve çoban hayatını anlatan, doğa sevgisini işleyen şiirlerdir. “Bingöl Çobanları” buna örnektir.
  3. Didaktik Şiir (Öğretici): Bilgi vermek, öğüt vermek amacıyla yazılan şiirlerdir. Duygudan çok düşünce ön plandadır.
  4. Epik Şiir (Destansı): Savaş, kahramanlık ve yiğitlik konularını işleyen, coşkulu şiirlerdir. “İstiklâl Marşı” buna örnektir.
  5. Satirik Şiir (Eleştirel): Toplumdaki veya kişilerdeki aksaklıkları iğneleyici bir dille eleştiren şiirlerdir. Halk edebiyatında buna Taşlama, Divan edebiyatında Hiciv denir .

2. ÇIKIŞ KARTI: ÜÇ – İKİ – BİR ETKİNLİĞİ

Bu bölümü, incelediğimiz “Mihriban (Aşk)” şiirinden hareketle dolduracağız.

Üç Yaz (3 Öğrendiğim Bilgi)

  1. Şiirde duyguların yoğunluğu, “Lirik Şiir” türünü oluşturur.
  2. Şairler duygularını anlatırken mecazlar, imgeler (üşüyen alev) ve söz sanatları kullanır.
  3. Hece ölçüsü ve kafiye gibi ahenk unsurları şiirin akılda kalıcılığını artırır.

İki Sor (2 Merak Ettiğim Soru)

  1. Lirik şiir yazmak için mutlaka büyük bir acı çekmek veya aşık olmak mı gerekir?
  2. “Mihriban” şiiri bestelenmeseydi yine de bu kadar geniş kitlelere ulaşır mıydı?

Bir Paylaş (1 Görüşüm)

  1. Şiir, insanın içindeki çözümsüz düğümleri (kördüğümleri) ifade etmenin en zarif ve etkili yoludur.

3. MİNİ SÖZLÜK (Terimler)

  • Hiciv / Taşlama: Eleştiri şiiri.
  • Pastoral: Çobanlara ilişkin (Latince kökenli).
  • Epik: Destansı (Yunanca “Epos”tan gelir).

Şiir ünitesinin okuma ve analiz kısmını başarıyla tamamladık! Şiirin ne olduğunu, türlerini ve inceleme yöntemlerini öğrendik.

Şimdi senin de kalemini konuşturacağın, kendi şiirini yazacağın Edebiyat Atölyesi: Yazma bölümüne, yani 139. sayfaya geçelim.

Kalem kâğıt sırası sende. Edebiyatın mutfağına, Yazma Atölyesine giriyoruz. Kitabının 139. sayfasını aç.

Bu sayfa, yazmanın sadece bir “ödev” değil, insanın kendini ifade etme ihtiyacından doğan bir sanat olduğunu anlatıyor.


Sayfa 139 Analizi: Sanat ve Yazma

1. METİN İNCELEMESİ: YAZMAK NEDİR?

Sayfanın girişindeki metin bize şunları söylüyor:

  • İnsanın Doğası: İnsan, yeteneklerini sergilemek ister. Kimisi el becerisiyle (zanaat), kimisi zihinsel üretimle (sanat) bunu yapar.
  • Zihnin Ürünü: Resim, müzik, heykel gibi güzel konuşma ve yazma da insan zihninin duygu ve düşünceleri estetik bir forma sokmasıdır.
  • Fayda: Yazmak insana hem estetik bir haz (güzellik duygusu) verir hem de iletişim kurmayı sağlar.

2. YAZMA ÖNCESİ SORULARI (Hazırlık)

Buradaki sorular, senin sanatla olan bağını sorgulamanı istiyor.

Soru 1: Hangi sanat dallarına ilgi duyuyorsunuz?

  • (Bu senin kişisel cevabın. Örnek: “Müziğe ilgi duyuyorum çünkü duygularımı notalarla ifade etmek beni rahatlatıyor.”)

Soru 2: Müzik eserlerinin şiirlerden, filmlerin romanlardan alınmasının nedeni nedir?

  • Cevap:
    • Kaynak: Edebiyat (şiir, roman, hikâye), diğer sanatların hammaddesidir. Bir şarkının duygusunu sözler (şiir), bir filmin olay örgüsünü senaryo (hikâye) oluşturur.
    • Derinlik: Edebî eserler, karakterleri ve duyguları çok derin işlediği için sinemaya ve müziğe hazır, güçlü bir içerik sunar.

Soru 3: Siz sanatın bir dalında üretim yapsanız hangi yazılı eserlerden yararlanırsınız?

  • Örnek Cevap: “Eğer bir yönetmen olsaydım, Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyelerinden yararlanırdım. Çünkü onun sıradan insanları anlatış tarzı çok sinematografik ve samimi.”

3. MİNİ SÖZLÜK (Kavramlar)

  • Zanaat: El ustalığı ve deneyim gerektiren işler (Marangozluk, demircilik vb.). Sanattan farkı, önceliğin “fayda” olmasıdır.
  • Estetik Haz: Bir sanat eseri karşısında duyulan güzellik ve beğeni hissi.

Yazmanın bir ihtiyaç ve sanat olduğunu kavradık. Şimdi “Genç Şairler” olarak kendi şiirimizi yazacağımız 140. sayfaya (Performans Görevine) geçelim.

Şimdi şairlik yeteneğini konuşturacağın ve bir “Performans Görevi” üstleneceğin 140. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, senin ve bir arkadaşının hayali bir radyo programı için şiir yazmanızı isteyen, yaratıcılık dolu bir senaryo içeriyor. Hazırsan, kalemini ve ilham perini yanına al!


Sayfa 140 Analizi: Performans Görevi – Genç Şairler

1. GÖREVİN SENARYOSU

Kitap sana çok keyifli bir görev veriyor:

  • Amaç: Aşk temalı şiirler yayınlayan bir radyo programı, “Genç Şairleri Bekliyoruz” diye bir duyuru yapmış. Sen de bir arkadaşınla takım olup bu programa katılacaksın.
  • Hedef: Radyo dinleyicilerini duygulandırmak ve derinden etkilemek.
  • İlham Kaynağı: Şiirini yazarken bu ünitede dinlediğimiz “Mihriban” şiirinden ve onun temasından (imkânsız aşk, hasret) yararlanacaksın.

2. YOL HARİTASI (Adım Adım Şiir Yazma)

Bu görevi başarıyla tamamlamak için şu aşamaları takip etmelisin:

  1. Takımını Kur: Sınıftan kafa dengi bir arkadaşınla eşleş. Şiir, iki kişilik bir duygu paylaşımıdır.
  2. Duyguyu Belirle: “Mihriban” şiirini hatırla. Oradaki çaresizlik, özlem veya sitem duygularından hangisi sana daha yakın? Birini seç.
  3. Plan Yap: Şiirin girişi nasıl olacak? Hangi imgeleri (benzetmeleri) kullanacaksınız? Örneğin, aşkı ateşe mi, denize mi benzeteceksiniz?
  4. Sanatı Konuştur: Şiirinde imge, çağrışım ve ahenk unsurlarını (kafiye, redif) kullanmayı unutma. Kuru kuruya “seni seviyorum” deme; “Gözlerin bir deniz, ben içinde kaybolan gemiyim” de.
  5. Paylaş: Yazdığın şiiri sınıfta oku ve arkadaşlarından gelen yorumlara göre son şeklini ver.

3. PÜF NOKTALARI (Hoca Tavsiyesi)

Bu görevden yüksek puan almak için şunlara dikkat et:

  • Klişelerden Kaçın: “Güller kırmızı, menekşeler mavi” gibi basit kafiyeler yerine, özgün ve şaşırtıcı benzetmeler bulmaya çalış.
  • Samimi Ol: Abdurrahim Karakoç gibi içten yaz. Süslü kelimeler kullanacağım diye duyguyu boğma.
  • Fon Müziği: Şiirini sunarken arkada hafif bir fon müziği (belki bir ney veya gitar sesi) kullanırsan etkisi iki katına çıkar.

  1. sayfadaki görevi anladık ve planımızı yaptık.

Şimdi bu görevin değerlendirme kriterlerini (puanlama tablosunu) göreceğimiz ve şiirimizi kâğıda dökeceğimiz 141. sayfaya geçelim.

Şimdi yazdığın şiirin nasıl değerlendirileceğini, yani “puanların nereden geleceğini” göreceğimiz 141. sayfaya geçiyoruz.

Bu sayfa, öğretmeninin elindeki puanlama anahtarıdır (rubrik). Eğer buradaki maddelere dikkat edersen, tam puan almaman için hiçbir sebep yok.


Sayfa 141 Analizi: Şiir Değerlendirme Ölçütleri

1. DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ (Puan Kazandıracak Taktikler)

Tablodaki maddeleri senin için “öğrenci diline” çevirip taktikler ekledim. Şiirini yazarken bu listeyi yanından ayırma.

A. Planlama ve Tema

  • Ölçüt: Şiiri rastgele değil, bir planla yazmak ve “Mihriban” şiirinin temasına (imkânsız aşk, hasret) sadık kalmak.
  • Taktik: Şiirine neşeli bir bahar şiiri gibi başlama. Hüzünlü ve derin bir duyguyla giriş yap.

B. İmge ve Çağrışım

  • Ölçüt: Dümdüz anlatım yerine hayal gücünü kullanmak.
  • Taktik: “Çok üzgünüm” deme; “Yüreğimde cam kırıkları var” de. “Seni özledim” deme; “Yokluğun bir çığ gibi büyüyor” de. İşte buna imge denir.

C. Açık ve Örtük İletiler

  • Ölçüt: Hem net mesajlar vermek hem de okuyucuyu düşündürmek.
  • Taktik: “Seni seviyorum” (Açık ileti) dersen herkes anlar. Ama “Sen gidince gökyüzü griye çaldı” (Örtük ileti) dersen, okuyucu senin mutsuzluğunu hisseder.

Ç. Söz Varlığı (Dil Kullanımı)

  • Ölçüt: Yabancı kelimelerden kaçınmak, Türkçenin zenginliğini kullanmak.
  • Taktik: “Full hüzünlüyüm” deme; “Hüzünle doluyum” de. Kelimelerin gücüne inan.

D. Ritim ve Ahenk

  • Ölçüt: Şiirin kulağa hoş gelmesi (Müzikalite).
  • Taktik:
    • Kafiye Yap: Dize sonlarındaki sesleri benzet (Gözlerin / Sözlerin).
    • Hece Ölçüsü: Dizelerindeki hece sayılarını eşitle (Mesela hepsi 11 heceli olsun). Bu, şiiri akıcı yapar.

E. Sunum (Final)

  • Ölçüt: Şiiri sadece yazmak yetmez, okumak da sanattır.
  • Taktik: Şiirini okurken robot gibi dümdüz okuma. Duygulu yerlerde sesini titret, vurgu yap. Beden dilini (jest ve mimiklerini) kullan.

🎓 Hoca Notu:

Bu tablo senin “kontrol listen” olsun. Şiiri yazdıktan sonra bu tabloya bak ve kendine sor: “İmge kullandım mı? Kafiye yaptım mı? Türkçem düzgün mü?” Eğer cevapların “Evet” ise harika bir iş çıkardın demektir.


  1. sayfayı analiz ettik ve “Nasıl tam puan alırım?” sorusunu cevapladık. Şimdi kalemi eline alıp, kendi şiirini yazacağın uygulama sayfasına, 142. sayfaya geçelim.

Şimdi şairlik ceketini giyme ve kalemini konuşturma vakti. 142. sayfa, senin ve ekip arkadaşının kendi şiirini üreteceği uygulama alanıdır.

Bu sayfa, planlamadan yazıma, sunumdan değerlendirmeye kadar tüm süreci yönetmeni istiyor. Hazırsan, adımları takip edip harika bir şiir çıkaralım.


Sayfa 142 Analizi: Şiir Yazma Uygulaması

1. HAYDİ, BAŞLAYALIM! (Yazma Adımları)

Kitabındaki boşlukları doldurarak şiirinin iskeletini oluşturabilirsin:

Adım 2: Mihriban Şiirinin Teması

  • Cevap: İmkânsız Aşk ve Ayrılık Acısı.

Adım 3: Seçilen Duygular ve Gerekçesi

  • Seçilen Duygular: Hasret, Çaresizlik, Umutsuz Bekleyiş.
  • Gerekçe: Mihriban şiirindeki “kördüğüm” ve “çözülmüyor” ifadeleri, aşkın kavuşmakla değil, beklemekle ilgili olduğunu hissettirdi. Biz de bu “bitmeyen bekleyişi” anlatmak istiyoruz .

Adım 5: Şiir Yazma (Örnek Taslak)

Burada senden imge, sembol ve ahenk kullanman bekleniyor. İşte sana ilham verecek bir örnek dörtlük:

Örnek Şiir: Sessiz Çığlık

“Gözlerin bir deniz, ben içinde kayıp (İmge)

Hangi kıyıya vursam, yokluğun ayıp

Beklemek ateşten gömlek, giymesi kayıp (Sembol)

Sözler bitti artık, sükûtum sayıp… (Ahenk/Kafiye)”

Adım 6: Radyo Programı Kurgusu

  • Fon Müziği: Hüzünlü bir ney taksimi veya akustik gitar.
  • Sunum: Şiiri okumadan önce kısa bir giriş yapın: “Sevgili dinleyenler, bu gece kalbi kırık olanlar için yazıyoruz…”.

2. YAZMA SONRASI (Değerlendirme ve Paylaşım)

Şiirini yazıp sunduktan sonra yapman gerekenler:

  1. Öz Değerlendirme: Kitabının 304. sayfasındaki formu kullanarak “Neyi iyi yaptım?” diye kendine sor.
  2. Akran Değerlendirme: Arkadaşlarının şiirlerini 310. sayfadaki forma göre puanla.
  3. Düzeltme ve Yayınlama: Öğretmeninden ve arkadaşlarından gelen eleştirilere göre şiirini düzelt. Son halini kişisel bloğunda veya sosyal medya hesabında paylaş.

Yazma atölyesini başarıyla tamamladık! Kendi şiirini yazdın, sundun ve değerlendirdin.

Şimdi bu temanın (ünitenin) sonuna geldik. Öğrendiklerimizi test edeceğimiz Ölçme ve Değerlendirme sorularının olduğu 143. sayfaya geçelim.

Scroll to Top