Şimdi Türk edebiyatının en özel kalemlerinden biriyle, Sait Faik Abasıyanık ile tanışma zamanı.

Bu hikâye, az önce okuduğumuz Haldun Taner hikâyesinden çok farklıdır. Haldun Taner’de net bir “olay” (ağacın kesilmesi, intikam vb.) vardı. Sait Faik’te ise bir “durum”, bir “ruh hâli” ve “atmosfer” bulacağız. Buna edebiyatta Durum (Kesit) Hikâyesi denir.
Hazırsan, “Hişt, Hişt!” sesinin peşine düşelim.

Sayfa 85 Analizi: “Hişt, Hişt!” Hikâyesi
1. METİN İNCELEMESİ: GİZEMLİ BİR YÜRÜYÜŞ
Hikâye, anlatıcının (yazarın kendisi gibi düşünebilirsin) doğada yaptığı bir yürüyüşle başlıyor.
Ruh Hâli: Anlatıcı evden biraz sinirli çıkmış (“tıraş bıçağına sinirlenmiştim” diyor). Ama doğaya çıkınca açılıyor. Yürüdükçe hafifliyor1.
Yaşama Sevinci: Yazar; otların yeşil, denizin mavi, gökyüzünün bulutsuz olmasını “büyük bir mesele” olarak görüyor2. Yani “Ya bunlar olmasaydı? Ya otlar mor, deniz kırmızı olsaydı?” diye düşünüyor. Sıradan görünen güzelliklerin farkına varıyor3.
Gizemli Ses: Tam bu huzur içindeyken arkasından bir ses duyuyor: “Hişt!”4.
Dönüp bakıyor, kimse yok.
Bir daha duyuyor. Yine bakıyor, yine kimse yok.
Kuş mu? Böcek mi? Yoksa kendi kafasının içindeki bir ses mi? Emin olamıyor5555.
Doğa ile Diyalog: Yazar, sesi duymak için doğayı dinlemeye başlıyor. Bir eşek görüyor, otları “çatırdata çatırdata” yiyişini izliyor. Belki ses ondan gelmiştir diyor ama hayır, ses çok başka: “Hişt hişt hişt”6.
Yalnızlık Korkusu: Yazar, bu sesi o kadar çok duymak istiyor ki… “İsterse hayal olsun, isterse bir canavar olsun, yeter ki biri bana seslensin” modunda. Bu, insanın yalnız kalmama isteğini gösteriyor. “İyisi mi ben kendim hişt hişt derim” diyerek kendi yalnızlığını kendi bozmaya çalışıyor7.
2. OLAY AKIŞI VE KARŞILAŞMALAR
Yürüyüş sırasında anlatıcı başkalarıyla da karşılaşıyor:
Bir Adam ve Bir Kadın: Kalpazankaya yolunu soruyorlar. Yazar tarif ediyor ama onlar hemen uzaklaşıyor. Yazarın aradığı o “sıcak temas” kurulamıyor8.
Bahçıvan: Toprağı belleyen bir adam görüyor. “Merhaba” diyor, adam cevap veriyor. Yazar adamın dikkatini çekmek için ona “Hişt hişt” diyor ama adam aldırmıyor9999.
3. DİL VE ANLATIM ÖZELLİKLERİ
Sait Faik’in dili çok samimidir, sanki karşısında sen varmışsın gibi konuşur.
Senli Benli Anlatım: “Olur, olur!”, “Budalalık!”, “Kim demiş mesele değildir diye?” gibi ifadelerle okuyucuyla sohbet eder10.
Betimlemeler: Doğa tasvirleri çok canlıdır: “Çukulata renginde bir yaprak”, “çağla bademi renkli bir keçi”11.
4. MİNİ SÖZLÜK (Sait Faik Sözlüğü)
Bu sayfada geçen bazı kelimeler ve kavramlar:
Karabaş: Lavanta çiçeğigillerden bir bitki türü12.
Deve dikeni: Yol kenarlarında biten dikenli bir bitki13.
Mihalâki kuşu: Yazarın o an uydurduğu veya yerel dilde kullanılan hayali/gerçek bir kuş ismi olabilir; “belki de böyle bir kuştur” diyerek belirsizliği vurguluyor14.
Havı dökülmüş: Eskimiş, tüyleri dökülmüş (kumaş için kullanılır)15.
Kalpazankaya: Burgazada’da (İstanbul) ünlü bir mevki/yer adı. (Sait Faik hikâyelerinin çoğu Burgazada’da geçer) 16.

Öğretmenin Notu: Bu hikâyede “olay” arama. Burada önemli olan hissetmek. Yazarın o “Hişt” sesini duyduğundaki heyecanını, yaşama sevincini ve “Biri bana seslensin, yalnız değilim bileyim” arzusunu hissetmeye çalış.
Hikâyenin sonunu ve yazarın asıl mesajını göreceğimiz 86. sayfaya (ve etkinliklere) geçmeye hazır mısın?

Scroll to Top